Bulgaristan Sozopol ve Burgas Gezisi – Avrupa Günlükleri 2025 –

Arabayla Avrupa Turu başlıyor 1 Eylül Pazartesi

Bugün bir başka Arabayla Avrupa yol hikayemiz başlıyor. Aslında Eskişehir’deki evimizden ayrılalı üç gün oldu ama önce illaki İstanbul’da bir mola ve canlarla vedalaşma. Dün öğleden sonra 15:00 de Kırklareli’ye hareket.

Kırklareli’ye yolumuz, oğlumuzun terhisinde düşmüş ancak yaz sıcağında gezememiştik. Şimdi hava müsaitken fırsatı değerlendirelim.

Aracımızı aşağılarda park edip yukarı doğru yürüyoruz.  Burası Yayla mahallesi. Geldiğimiz yerde Yayla Parkının bulunduğu meydan. Eski kentin çarşı meydanı. Selanik’teki Ulu Önder’imizin evinin, birebir aynısı, Atatürk Evi, burada. 2018 Ocak ayında açılan müze her gün 09:30 – 17:30 arası ziyarete açıkmış.

Geç kalmışız yapacak bir şey yok biz de çevreyi dolaşalım. Ama öncesinde ağaçların gölgelediği parkta, çay bahçesinde hem soluklanıp hem de çayını bir tadalım. Hmm!… Çaylar güzel, bizden tam not alıyor. Çay bahçesinin tuvaletleri gayet temiz. Araç park yeri de güzel. Eh daha ne isteyelim? Bugünkü konaklama yerimiz belli oldu. Park yeri daha fazla dolmadan gidip Liberantes’i buraya getirelim.

Atatürk Evi’nin hemen yanındaki tarihi okul binası günümüzde otel.

Diğer yanında yine çok güzel, tarihi Celepoğlu Konağı yer alıyor.

Konak Rum Doktor Sofoklis Tzelepoglou tarafından 1908 yılında inşa ettirilmiş, şimdilerde restoran.

 

Biraz ileride, Atatürk’ün babasının isminin verildiği kent müzesi, Ali Rıza Efendi Kültür Evi var.

Akşam oldu diye parkın çevresindeki alanda kurulan hediyelik eşyaların sergilendiği büfeler kapanmış, tezgahlar toplanmış.

Yayla Parkında yer alan mübadili çok güzel tasvir eden Göç Anıtı, Kırklarelili sanatçı Emel Benzet’in eseri.

Şehre inip biraz dolaşıp geldiğimizde artık akşamın karanlığı daha bir çökmüş. Çay bahçesi bu güzel Pazar akşamının keyfini çıkarmak için gelen Kırklareliler tarafından dolmuş.

Şimdi sırada çok tatlı bir aile tarafından işletilen Celepoğlu Konağı’nda nefis bir akşam yemeği var. Sonrasında olmazsa olmazımız çay keyfini bugün Yayla Çay Bahçesi’nde yapacağız.

Arabayla Avrupa Turumuz şahane başladı. Dileyelim her günümüz böyle olsun.

Sabah ezanlarla ayaktayız. Çay ocağı açılmış. Birazdan camiden çıkanlar gelecek besbelli. Bir çalışan bahçeyi yeni güne hazırlıyor. Demlenen çayı ilk biz tadıyoruz bugün yolluklarımız eşliğinde. Sonrasında yola revan.

Şehirden ayrılmadan depo fulleniyor. Araba yıkanıp tozlarından arındırılıyor.

Müthiş heyecanlıyız, neşeliyiz. Hava çok güzel. Gökyüzü pırıl pırıl. Dereköy Sınır Kapısına yaklaşık bir saatlik yolumuz var.

Sabahın erken saatleri olduğundan yollar tenha sınıra yaklaşırken karşıdan gelen tek tük araba çıkıyor. Yollar çok güzel.

08.20’de sınıra geldiğimizde önümüzde yalnızca bir araç var. 8.45’de artık Bulgaristan dayız. Bulgaristan vinyetini dün internetten almıştık bir haftalık 15 bgn (7,67 €).

Sınırı 5-6 km geçince ilk yerleşim yeri Malko Tarnovo ( Tırnovacık ).

Sabahın erken saatlerinde kasaba daha pek hareketlenmemiş arabayla bir ucundan girip dolaşıp çıkıyoruz.

İki saat sonra İlk durağımız Karadeniz kıyısında yer alan şirin sahil kasabası Sozopol.

Aracımızı sahildeki otoparklardan birine çekip gezmeye koyuluyoruz. Saatlik park ücreti 3 leva.

Yürüyüş yolunun her iki yanı restoranlar plaj giysileri, hediyelik eşya satan dükkanlar yer alıyor.

Dolaşarak önce tl karşılığı bir miktar leva alıyoruz. Ödemeler için kredi kartlarımızı yurtdışı harcamaya açtırdık ama küçük işletmelerde ödeme yapmak için gerekebilir. Gerçi artık Bulgaristan €’ya geçiş yaptığından pek çok yerde fiyatlar leva ile birlikte € ile de yazılıyor.

Arnavut kaldırımlı sokakları, ahşap evleri, kafeleri, deniz ürünleri yiyebileceğiniz restoranları ile mutlaka görülmesi gereken yerlerden Sozopol.

Denizi ise Karadenizin bambaşka bir güzelliği.

Öğleden sonra yolumuza devam edip 35 km uzakta bulunan Burgas Şehrine varıyoruz.

Eylül ayı gelmiş olsa da hava sıcaklığı 30 derecenin üstünde.

Sahil şehri olmasından dolayı tatil için gelenler çok. Yurtdışında ilk kez arabada yatacağız, biraz tedirginiz doğrusu.

Şehir merkezinde kocaman çevrili bir park yerini seçiyoruz kalmak için. 24 saati 7 € ( Konum: 42.5000, 27.4756 ) Arabayı çekip hemen şehri keşfetmeye çıkıyoruz.

Küçük bir şehir olduğundan yürüyerek dolaşması kolay.

Şehrin sahili kumluk plaj.

Sahil boyunca uzanan kocaman ağaçların süslediği çok güzel bir de parkı var.

    

Aleksandrovska Caddesi’nin sonunda yer alan Alyoşa Anıtı Bulgaristan’ın sosyalist dönemini simgeliyor adeta. İkinci Dünya Savaşı kurbanlarının anısına yapılan anıtın tepesinde sol kolunu kaldırmış bir asker var.

Tarihi dokunun korunduğu şehrin sokaklarında dolaşırken kah sevimli bir heykel kah bir park geliyor önümüze.

Rastgele yürürken karşımıza çıkan tren garı ise ayrı bir güzel.

İçine girip klimalı ortamında biraz dinlenme biraz da wi-fi ‘na bağlanarak çocuklarla haberleşme iyi geliyor.

Burgas gezisini unutulmaz hatırası akşam aracımıza döndüğümüzde. Arabayı biraz daha ortalara alalım diye yerini değiştirirken Burgas sivrileri canımıza okuyor. Kendimizi arabaya zor atıyoruz.

 

Subscribe
Notify of
guest
0 Comments
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments