En güzel Peri Masalı Şatosu Neuschwanstein-ARABAYLA ROMANTİK YOL

Arabayla  Avrupa Turu ”Neuschwanstein Şatosu Gezisi, Gezi Rotası – 24 Ağustos Pazartesi Yolculuğumuzun 16. Günü

Yolculuk, bizi kendimize geri getirir. – Albert Camus –

Gelecek Olan Savaş

Bu gelen savaş ilk değil.
Çok savaş oldu bundan önce.
Bittiği gün en son savaş
bir yanda yenilenler vardı gene,
bir yanda yenenler vardı.
Yenilenlerin yanında
kırılıyordu halk açlıktan.
Yenenlerin yanında
halk açlıktan kırılıyordu

Bertolt Brecht (1898-1956 Almanya)

Bavyera Almanya’da bugün ikinci günümüz. Heimen/ Hopferau Köyünde misler gibi uyumuşuz harika bir güne uyanmışız. Hava şahane, en azından şimdilik. Akşama kadar ne olur ne biter bilinmez.

Bugün Günlerden Romantik Yol 

O halde güne romantik başlamalı. Biz de tabi ki en romantiğinden başlayacağız. Nasıl mı yapacağız? Dillere destan masal şatosuna gideceğiz. Dünyanın en güzel şatolarından birine. Neuschwanstein Şatosu na (Schloss Neuschwanstein). Walt Disney’in bile logosuna ilham kaynağı olmuş şato. Eh nasıl olsa Ludwig yaptırmış efsane güzellikte bir şato Walt ondan güzelini yaptıracak değil ya akıllı almış koymuş logosuna.

Bizde zaten bu masal şatosunun ününü duyup düşmüştük Arabayla Avrupa Yollarına. Onca yol tepip işte geldik Romantik Yol’a.

Kalelerin bulunduğu Hohenschwangau Köyü kaldığımız Heimen Hopferau’dan yaklaşık 17 km uzakta. Şatoya giden yollar araç trafiğine kapalı dolayısı ile arabayı bilet ofisinin hemen yanına park etmek mümkün değil ama çevrede dört adet araç park yeri bulunuyor. Bizde bunlardan birine park edip şatoya girmek için bilet kuyruğunda yerimizi alıyoruz.

Hohenschwangau Park Yeri Ücretleri (gün boyunca):

Otomobil: 6,00 €, Otobüs: 15,00 €, Karavan/ Kamp Arabaları: 8,50 €, Motorsiklet: 2,00 €

Park yerlerine akşam 8 ile sabah 8 arası park etmek yasak.

Kale bilet kuyruğu epey var ama bu kadar insan kalabalığına göre yine oldukça hızlı ilerliyor. Aslında burada iki şato, saray ya da diğer bir deyiş ile iki kale var. II. Ludwig’in yaptırdığı Neuschwanstein Kalesi ve II. Ludwig’in çocukluğunun geçtiği Hohenschwangau Kalesi. 14 Günlük Bavyera Biletimiz Neuschwanstein Şatosu Gezisi nde geçerli olduğundan biz sarayı gezmek için ayrı bir ücret ödemeyeceğiz biletimizde bu yüzden ücretsiz yazıyor.

Hohenschwangau Kalesinin işletmesi ise 1928’den bu yana eski Bavyera iktidarının mallarını yönetmek için kurulmuş bir devlet vakfına aitmiş dolayısı ile 14 Günlük Bavyera Bileti geçerli değil hem bu yüzden hem de vakit kısıtlılığı nedeni ile onu dışarıdan görmek ile yetineceğiz. Hohenschwangau Kalesi Yazım İçin tıklayın

Neuschwanstein ve Hohenschwangau Kale Biletlerini anlattığım yazı için tıklayın

Neuschwanstein Kalesi Ulaşım

Bilet ofisinin bulunduğu yerden Neuschwanstein Kalesi’ne yürüyerek ulaşmak için 30-40 dakika yokuş çıkmak zorundasınız yaklaşık 1,5 km.

Eğer yokuş çıkmak istemiyorsanız güçlü atların çektiği at arabalarına binebilirsiniz. At arabaları ile yolculuk yaklaşık 20 dakika sürüyor. Şatonun bulunduğu yerde alan azlığı nedeni ile arabalar kalenin yanına kadar gidemiyor. At arabalarından indikten sonra da 10 dakikalık yokuş yukarı yürüyeceksiniz yaklaşık 450 m. Biletler, araba sürücüsünden satın alınabilmekte.

At Arabaları İle Neuschwanstein Şatosu’na Gidiş Ücreti:

Yukarı Çıkış: 7€, Aşağı İniş: 3,5 € ()

Şatoya gitmenin bir diğer yolu servis otobüsleri. Yine yukarıdaki yer kısıtlılığından dolayı otobüsler de şatonun yanına kadar gitmiyor. Şatoya kadar 15 dakikalık (yaklaşık 500 m.) dik bir yoldan yürümek zorundasınız. Biletler otobüste şoförden alınabilmekte.

Servis Otobüsleri İle Neuschwanstein Şatosu’na Gidiş Ücreti:

Yukarı Çıkış: 2,5 €, Aşağı İniş: 1,5 €, Hem Çıkış Hem İniş: 3 €

At arabalarının tüm yıl boyunca çalıştığını, ancak otobüslerin yolların karlı ve buzlu olduğu zamanlar çalışmadığını hatırlatalım.

Biz kaleye yürüyerek çıkmayı tercih ediyoruz. Hem vaktimiz var hem de yukarıya tırmanacağız ya aklım sıra yoldan görünen manzarayı seyrederek gideriz diye düşünüyorum ama ne mümkün yol boyunca koca ağaçlar ile çevrili yoldan başka bir şey görülmüyor.

Neuschwanstein Kalesi

Romantik, hayalperest Kral II. Ludwig’i Arabayla Linderhof Sarayı yazımızda anlatmıştım. Kral II. Ludwig hayatında üç büyük kale inşa ettirmiştir. Linderhof, Herrenchiemsee ve Neuschwanstein. Ludwig Linderhof ve Herrenchiemsee’nin tasarımında, Versailles mimarisinden esinlenmiş ama hayal dünyası en güzel Neuschwanstein’da dillenmiş.

1866’da Prusya karşısında ağır bir yenilgiye uğrayıp Prusya güdümüne giren Bavyera’nın yetkilerini kaybeden genç kralı hayalperest Ludwig daha çok içine kapanmış, gündüzden çok geceleri yaşamaya başlamış ve fantastik dünyasının krallığını yöneteceği bu büyüleyici güzellikteki şatoyu yaptırmaya koyulmuş. 1869’da temeli atılan şatonun inşaatında devrin en son teknolojileri kullanılmış. Projenin çok kapsamlı oluşu, inşaat alanının zorlu oluşu haliyle inşaatın süresini beklenenden fazla uzatmış ve maalesef Ludwig hayatta iken şatonun yapımı tamamen bitirilememiş.

Yokuşu bizim gibi yürüyerek çıkanların soluklanabilmesi, giriş saatini bekleyebilmesi için kalenin alt tarafındaki düzlükte dinlenme yeri bulunuyor. Giriş saatini beklerken kalenin ve vadinin harika fotoğraflarını çekebilirsiniz.

Neuschwanstein Şatosu Gezisi nde şatonun yukarı tarafında Pöllat Boğazı’nda 10-15 dakikalık yürüyüş ile ulaşılabilen Mary’nin Köprüsü (Marienbrücke) var. Ludwig’in babası II. Maximillan tarafından karısı Marie’nin doğum günü için yaptırılmış.  Şatoya gidip de burayı görmemek dünyada olmaz. Mary’nin Köprüsü dağların ve göllerin muhteşem manzarası içinde beyaz bir kuğuyu andıran masal şatosunun en güzel fotoğraflarının çekildiği yer. Kral II. Ludwig’in geceleri giderek sarayın ışıklarını seyrettiği köprüymüş. Biz vardığımızda tadilatta olduğundan ve güvenlik sebebi ile ziyaretçilere kapatıldığından ne yazık ki gidemedik. Siz siz olun gitmeden dönmeyin. Hemen ekleyelim kış aylarında yine güvenlik nedenleri ile köprüye gidiş kapatılıyormuş.

Biz de şatonun ilerisine otobüslerin yolcuları bıraktığı tarafa giderek vadinin ve göllerin muhteşem manzarasını seyretmekle yetiniyoruz.

Sarayı gezmek için gelen müthiş bir kalabalık var.

Öyle ki yılda 1,4 milyon kişinin ziyaret ettiği sarayın yaz aylarındaki günlük ziyaretçi sayısı 6000’e ulaşıyormuş.

Neuschwanstein Şatosu Gezi Rotası

Turumuzun başlamasından bir süre önce avluya girip rehberimizin gelmesini bekliyoruz.

Giriş yeri binası (Gateway Building) sarayın ilk tamamlanan yeriymiş.

Ludwig burada birkaç yıl yaşamış ve ancak 1884 Mayısında, Neuschwanstein’ın tamamlanan odalarında kalmaya başlamış.

Neuschwanstein Şatosu Gezisi 3. ve 4. katlarda yapılıyor. Kral odaları ve devlet odaları bu katlarda bulunuyor. 2. katın yapımı hiç bitmemiş günümüzde dükkan, kafeterya ve multimedya odası olarak kullanılmakta. Tur duvarları Eski İskandinav efsanesi Sigurd resimleri ile bezeli Alt Salon (Lower Hall) dan başlıyor.

Hemen belirtmeliyim ki kalenin içinde fotoğraf çekmek yasak. Bu yüzden mutfak hariç kalenin içine ait diğer yerlerin fotoğrafları internetten alınmadır.

Haydi Neuschwanstein Şatosu Gezi Rotası Başlasın.

Neuschwanstein Taht Salonu (Thronsaal – Throne Hall)

Neuschwanstein Şatosu Gezisi; Bizans tarzında inşa edilmiş batı bölümünün 3. ve 4. katlarını kaplayan Taht Odası kalenin en önemli odası. Esin kaynağı II. Dünya Savaşı sırasında yıkılan Münih’teki All Saint’s Kilisesiymiş o kilisede İstanbul’daki Ayasofya’dan esinlendiği için Taht Odasının esin kaynağı Ayasofya diyebiliriz. Kubbesi yıldızlar ile, taban mozaiği hayvan ve bitki resimleri ile süslü kilise ve taht odası karışımı Taht Salonunda eksik olan ise bir taht. Evet taht yok. beyaz mermer merdiven ile çıkılan ve üzerinde taht olması gereken platform boş taht hiçbir zaman tamamlanamamış. Büyük avizesi 1904 yılında, o da odaya tamamlanmış hissi vermek için konulmuş.

Neuschwanstein Yemek Salonu (Dining Room)

Neuschwanstein Şatosu Gezi Rotası nda Yemek Salonunun duvarları Ortaçağ şairlerinin resimleri ile süslü. Yemek Salonundaki masanın, mutfağın üç kat aşağıda olmasından dolayı Linderhof Sarayındaki gibi aşağı inen bir mekanizması yok. Onun yerine yemek odasını mutfağa bağlayan bir servis asansörü var. Böylece hizmetliler ortalıkta dolanmayıp yalnız kralımız yemeğini yerken de yalnız kalabiliyormuş.

Neuschwanstein Yatak Odası (Bedroom)

Neuschwanstein Kalesi Gezi Rehberi sarayın tamamlanan ilk odalarından birinin kralın yatak odası olduğunu söylüyor. Haliyle uyku büyük ihtiyaç. Gotik stil yatak odasının Meşe ağacından oymalı yatağı için on yedi ağaç oymacısı dört buçuk yıl boyunca çalışmış dersem şaşırır mısınız? Yatağın ayak ucundaki Mesih’in dirilişini tasvir eden oyma işi, uyku ile ölüm arasındaki sembolik bağlantıya işaret etmekteymiş. Neuschwanstein Şatosu Gezisi nde Ludwig’in en sevdiği renk Bavyera mavisi döşemeler, kuğu, zambak, Bavyera hanedan arması Wittelsback aslanı işlemeler ile süslü. Yatak odasının balkon penceresi ise Pöllath vadisinin muhteşem manzarasına hakim. Gündüzleri uykuda geçirip geceleri yaşayan biri bu güzelliği ne zaman görür onu da bilmiyorum.

Neuschwanstein Salon

Neuschwanstein Şatosu Gezi Rotası Salonda devam ediyor. Duvarlarında Ludwig’in küçüklüğünden beri kendini özdeşleştirdiği Kuğu Şövalyesi Lohengrin efsanesinden sahnelerin tasvir edildiği yine kuğu ve zambak motifleri işlenmiş mavi ipek döşemeli Neuschwanstein Salon L biçimindeki sütunlar ile odadan ayrılan bir girintisi ile dikkat çekiyor.

Neuschwanstein Çalışma Odası (Study)

Kralın hala yazı takımının üzerinde durduğu büyük çalışma masasının, şatonun planları ve taslaklarını saklamak için kullanılan dolapların yer aldığı Çalışma Odasının duvarları Tannhäuser destanından resimler ile süslü.

Neuschwanstein Mağara ve Kış Bahçesi (Grotto and conservatory)

Neuschwanstein Şatosu Gezi Rotası nda Çalışma Odası ile Salon arasında karşımıza Wagner’in Tannhäuser operasının ilk perdesinden esinlenerek oluşturulmuş renkli ışıklandırması ve şelalesi ile bir yapay damlataş mağarası çıkıyor. Evet bir mağara. Ludwig’in Linderhof Sarayını gezerken bahçesinde gördüğümüz mağaranın bir benzeri. Anlaşılan Ludwig kendini gerçek dünyadan soyutladığında Linderhof Sarayına kadar gitmek zorunda kalmamak için mağarayı ayağına getirmiş.

Kış bahçesi ise Alp dağlarının olağanüstü manzarasına bakmakta. Bir fıskiyeli çeşmenin yer aldığı kış bahçesi aslında Mağribi Köşkü olarak tasarlanmış ancak tamamlanamamış.

Üçüncü katta bunlardan başka bir Küçük Mabet (Oratory) ve tavanına resmedilen asma çardağı ile sanki bahçedeki bir oda hissi verilmiş menekşe moru ipek döşemeli Giyinme Odası (Dressing Room) yer almakta

Üst salon (Upper Hall)

Şatonun dördüncü katındaki Üst Salonun batı tarafı Taht Salonunun galerisine, doğu tarafı ise Şarkıcılar Salonuna çıkıyor.

Neuschwanstein Şarkıcılar Salonu (Singers’ Hall)

Neuschwanstein Şatosu Gezi Rotası nda Şarkıcılar Salonuna geçiyoruz. Dördüncü katın doğu tarafının tamamını kaplıyor salon. Duvarları Gudrun destanının resimleri ile süslü. Neuschwanstein Kalesi Gezi  Rehberi konser salonunun Richard Wagner’in ve diğer favori sanatçıların eserlerinin sergilenmesi için tasarlandığını söylüyor. Ancak Ludwig’in zamanında hiç gösteri yapılmamış. Salonda ilk kez Wagner’in ölümünün 50. Yıldönümünde konser verilmiş ve günümüzde de konser salonu olarak kullanılmaktaymış. Kocaman salonun duvarlarını pek tabi yine Wagner’in operalarından sahneler ile süslü. Büyük pencereler ise eşsiz kır manzarası sunuyor.

Merdivenlerden inerek gelinen kalenin günün en son teknolojisi ile donatılmış mutfağı ise Neuschwanstein Şatosu Gezi Rotası nın sonu oluyor.

Kale Ortaçağ Kalesi olsa da pek çok yeni teknolojiye ev sahipliği yapmaktadır. İnşaat yapımında buhar motorlu vinçler, çelik konstrüksiyon gibi kullanılan en son teknolojinin yanı sıra odaların merkezi ısıtma ile ısıtılması, her katta akan suyun olması, mutfakta hem sıcak hem de soğuk suyun bulunması, tuvaletlerdeki otomatik yıkama sistemi, çalışanları çağırmak için kullanılan elektrikli çan sistemi, yemek asansörü, üçüncü ve dördüncü katlarda bile telefon olması gibi her türlü konfor sağlanmış.

Ludwig’in deli gibi para dökerek yaptığı saraylar haliyle harcamalara kızılıp deli diye damgalanıp tutuklanmasına neden olmuş. Münih’in güneyinde Starnberg Gölü kıyısındaki Berg Kale’sine sürülmüş Ludwig. Sarayında değil oturması, yaşaması bile haram olmuştur artık zavallı krala.  Öyle ki gittiğinin ertesi akşamında kıyısında yürüyüş yapmak için çıktığı gölde ölü bulunmuş. Çok iyi yüzme bilen kralın gölde boğulması tam bir muamma tabi. Avrupa’nın saray ve kaleleri arasında en popüleri olan Neuschwanstein’da II. Ludwig’in uzun uzadıya oturması kısmet olmamış ama saray kralın 1886’da gizemli ölümünden yalnızca yedi hafta sonra halkın ziyaretine açılmış. Masal Kralının yaptırdığı saraylar ise o gün bu gündür pek çok kişi tarafından merak edilip gelip görülmektedir ki masrafını kat be kat çoktan çıkarttığı gibi Almanya’ya en çok turizm geliri getiren yerler olmuştur.

Yol üstündeki çukurlara endişelenmek yerine seyahatin tadını çıkarmaya bak. – Fitzhugh Mullan –

Yalnızlık

Yalnızlık bir yağmura benzer,
Yükselir akşamlara denizlerden
Uzak, ıssız ovalardan eser,
Ağar gider göklere, her zaman göklerdedir
Ve kentin üstüne göklerden düşer.

Erselik saatlerde yağar yere
Yüzlerini sabaha döndürünce sokaklar,
Umduğunu bulamamış, üzgün yaslı
Ayrılınca birbirinden gövdeler;
Ve insanlar karşılıklı nefretler içinde
Yatarken aynı yatakta yan yana:

Akar, akar yalnızlık ırmaklarca.

Rainer Maria Rilke
Türkçesi: Behçet Necatigil

Arabayla  Avrupa Turu 2015 ” 24 Ağustos Pazartesi Yolculuğumuzun 16. Günü Arabayla Wieskirche (Almanya) ile devam edecek.

Leave a Reply