Arabayla Trogir (Hırvatistan)

 

Arabayla Avrupa Turu 2015” – 17 Ağustos Pazartesi Yolculuğumuzun 9. Günü

Biz gezginler, en tenha yolu seçeriz. Günü bitirdiğimiz yerde, diğer bir güne başlamayız… -Halil Cibran-

BİR ALACAKARANLIĞIN KENAR MAHALLESİNDE

Bir alacakaranlığın kenar mahallesinde
Berbat kederli hikayeler dinliyordum
Tiklerin ve alkolün içersinde boğulmuş.
Tütünün dumanı orada bulunanların suratlarını yutarken
Onlar kapıyı gösterirlerdi bana,
Beni sokağa atarlardı dağdan
Bir mağaranın içersine,
Sıcak yatacak yer, sevinçler gösterirlerdi,
Hakaret ederlerdi bana, sessizce sıvışırlardı nefesimi alıp benim.

Nasıl çıkarsın sen komşunun dolabından?
Hamuru yiyince kim kaybetti masumiyetini?
Nasıl kazanırsın yüz bin tane hiçbirşeyi?
Bozo nerde?
Paşalara yakışan bir yaşam!?

Kenar mahallesinde, diyorum, bir alacakaranlığın
Berbat kederli hikayeler dinliyordum
Tiklerin ve alkolün içinde boğulmuş.
Yıllar sonra, sokak serserilerinin sözleri
Ve polislerin söyledikleri, aşk sahneleri
Ve zorbalık sahneleri duruldu
Akşamın gülü içersinde
Beni doyuran,
Kaçamadığım ondan.

Nasıl çıkarsın sen komşunun dolabından?
Hamuru yiyince kim kaybetti masumiyetini?
Nasıl kazanırsın yüz bin tane hiçbirşeyi?
Bozo nerde?
Paşalara yakışan bir yaşam!?

Yalnız bir tane hikayem var şimdi benim, tamamen
Beni bütünüyle geride bırakmış olan.
Artık çiçek yaprakları koparamam, adamın yüzünü unutamam
Han pencerelerinin dışında nutuk atan.
Gül her gece ezberden söyler bana:
Bir örümcek ağıdır bu dünya
Kendi kendini örersin içine onun
Korkmayı bırakır bırakmaz örümcekten.
O senden önce var olmuş olsa da,
Sanarsın sendin onu örmeye başlamış olan.

Evet. Berbat kederli hikayeler dinledim uzun süre ben
Bir kenar mahallesinde alacakaranlığın, tiklerin ve alkolün
İçinde boğulmuş hikayeler.
Şimdi ufkumdur ve sınırımdır onlar.
Ve ana vatanım, şehrin göbeğine taşıdığım
Sanki bir kimlik kartıymış gibi.
Eğer birisi soracak olursa bana kim olduğumu
Söyleyeceğim ona duraksamadan

Nasıl çıkarsın sen komşunun dolabından?
Hamuru yiyince kim kaybetti masumiyetini?
Nasıl kazanırsın yüz bin tane hiçbirşeyi?
Bozo nerede ki …

Krešimir Bagic (1962 Hırvatistan)
Çeviren: Vehbi Taşar

Blagay (Bosna Hersk)- Trogir(Hırvatistan) Yolu

Blagay’dan ayrılınca Mostar’a geldiğimiz yoldan geri dönüşe başlıyoruz. Arabayla Balkan Ülkeleri Seyahatimizde yolumuzun üzerinde tekrar Poçitel’i görünce kalbimizden selamlayıp hoşça kal diyoruz.

İki gündür kendi ülkemizde gibi hissettiğimiz topraklarda yaptığımız gezi artık sonlanıyor. Bosna Hersek-Hırvatistan sınırına varmadan az önce otobana giriyoruz. Çok az gitmişken gişeler görünüyor ve Bosna Hersek otoban ücreti olarak 1,2 KM ödüyoruz. Ardından Hırvatistan topraklarına geçiş. Sınırı geçince tekrar gişeleri var Hırvatistan otoban gişelerinden otoyola giriş fişimizi alıyoruz.

Yol boyunca bulutlar kah yarışıyor bizimle kah yağmur olup yağıyor.

Hırvatistan otoyollarının kalitesi mükemmel. Trogir’e varmadan yaklaşık 25 dk. önce otobandan çıkıyoruz. Bosna Hersek sınırından bu noktaya kadar Hırvatistan otoyol ücreti olarak 61 Kuno ödüyoruz. Ücreti € ile de ödemek mümkün. Mostar Trogir arası yaklaşık 210 km. Trogir’den önce petrol istasyonu INA’da durup benzin alıyoruz. Hırvatistan’da benzinin litresi 9,85 kn.

Trogir

Arabayla Dalmaçya Ülkeleri Turumuzda Trogir, internette Adriyatik’in turkuaz suları ile çevrili fotoğraflarını görünce hayran kalıp Hırvatistan Gezisinde mutlaka buraya uğramalıyız diye seyahat planlarımıza alıp, yol üstü durağı yaptığımız şehir.  Gerçi Hırvatistan diğer şehirleri olsun, adaları olsun çok güzel gezilesi bir memleket ama ne bileyim vakit kısıtlılığında bir takım tercihler yapmak zorunda kalıyor insan.

Trogir’e gelirsek Dalmaçya Ülkeleri Gezi Notlarımıza göre bu şehir Split’in 20 km batısında Hırvat ana karası ile Čiovo adası üzerinde yer alan yaklaşık 13.000 nüfuslu bir liman şehri. Trogir Eski Şehri Rönesans ve Barok binaları, Romanesk kiliseleri ile sanatseverler için bulunmaz bir hazine olup 1997 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine alınmıştır. Kentte yerleşim Helenistik dönemde (M.Ö 3. Yy) dayanmakla birlikte daha önceki yıllarda da burada yaşayanlar varmış. Sonraki dönemlerde başa gelen şehir yöneticilerinin kenti yıkmayıp tersine şehrin güzelliğine güzellik katacak binalar eklemesi nedeni ile kentsel sürekliliğin en güzel örneklerinden biri olarak sayılıyormuş. Çocukluğumda değil de gençliğimdeki kentlerimizin sokaklarını tanıyamaz hale gelişimiz aklıma geliyor da… Neyse düşünmeyelim şimdi bunları.

Arabayla Hırvatistan Turumuzda Trogir Şehrine girişte yol tek gidiş geliş ve dar olduğundan biraz yavaşlıyor. Şehrin hemen başlangıcında art arda iki kocaman otopark var. Sonradan fark ediyoruz ki trafiğin yavaşlamasının nedenlerinden biri de park yerine girip çıkan araçlar. Biz hemen daha fazla zaman kaybetmemek için ilk otoparka aracımızı çekiyoruz. Siz biraz daha sabrederseniz şehre daha kısa mesafede olan ikincisine de park edebilirsiniz. Daha sonraki park yerlerinde yer bulmamız turizmin yoğun olduğu bu mevsimde çok zor bu yüzden şansı fazla zorlamanın anlamı yok.

Yaklaşık on dakikalık bir yürüyüşten sonra muhteşem Trogir St. Lawrence Katedrali ile Eski Şehir görünüyor. Şehir ana karaya Trogir Köprüsü, Čiovo adasına ise Čiovo Köprüsü ile bağlanıyor. Hava sıcak ancak Dubrovnikte ki kadar değil

Trogir Eski Şehir

Kara Kapısı (Land Gate- Kopnena Vrata)

Trogir Eski Şehir Gezisine insan eli ile açılmış dar boğazın üzerinde yer alan kısa taş köprüden yürüyerek geçip Trogir Kuzey Kapısından girerek başlıyoruz.

15. Yy ’da kent Venediklilerin yönetiminde iken surlar ile birlikte inşa edilen ve Kara Kapısı  olarak adlandırılan kapı şehir savunmasının en önemli unsurlarından birisi ve Trogir’in ana giriş kapısı imiş. 17. Yy da Geç Rönesans tarzında ve asma bir köprü ile inşa edilmiş ne yazık ki bu köprü günümüze kadar kalmamış. Çevresinde birçok kafe, dükkan ve restoran bulunan kapının kemerinin üzerinde şehrin koruyucu azizi, Aziz John (Sv Ivan Trogirski) heykeli yer alıyor.

Trogir Şehir Müzesi (Trogir Town Museum-Muzej Grada Trogira)

Trogir Şehir Rehberine göre Kara Kapısının hemen karşısında yer alan Barok Garagnin-Fanfogna Sarayı Trogir Şehir Müzesine ev sahipliği yapıyor. Müzede Trogir geçmişine bakış atabileceğiniz Yunan ve Roma eserleri, eski el yazmaları ve belgeleri, çizimler ve resimlerin yanı sıra eski dönemlere ait üniforma ve giysiler sergilenmektedir. Müzenin avlusunda  ise yaz konserleri düzenlenmekteymiş.

Trogir Şehir Müzesi Ziyaret Saatleri: Ekim- Mayıs; Pzt-Cum: 09.00-14.00,

Haziran-Eylül; Pzt-Crt (tatil günleri hariç): 10.00-13.00 ve 17.00-20.00

Temmuz-Ağustos; 10.00-13.00 ve 18.00-21.00

Trogir Şehir Müzesi Giriş Ücretleri: Tam: 20 kn, İndirimli: 15 kn. Geçici sergiler ücretsiz.

Şehrin Arnavut kaldırımlı dar sokaklarında dolaşarak şehrin Güney Kapısından deniz kıyısına çıkıyoruz.

Trogir Güney Şehir Kapısı (South town Gate-porta civitatis)

Rönesans süslemeleri ile bezenmiş orijinal ahşap kapılara sahip Güney Şehir Kapısı  1593 yılında yapılmış. Kapının hemen dışında şehir surlarına bitişik akşam kapılar kapandıktan sonra şehre gelen ziyaretçilerin kalması için sundurma, Küçük Loca bulunuyor. Small Loggia 20.yy ın başlarında balıkçı dükkanı olarak kullanılmış günümüzde ise hediyelik eşya satış yeri.

Trogir St. Nicholas Kilisesi ve Benediktin Manastırı (benediktinski samostan i crkva Sv. Nikole)

Trogir gezilecek yerlerden Trogir Güney Kapısı yanındaki kilise Aziz John’un gayretleri ile 1064 yılında St. Duje Kilisesi’nin yanında inşa edilmiş Duje Benedictine Manastırı ise ilk Hıristiyanlar ve Aziz Duje’nin buluştuğu ve ilk Hıristiyanlara ait yazıtın bulunduğu yermiş. 12. yüzyılda kilise ve manastır Aziz Nicholas’a adanmış.

Manastır, Trogir’deki en eski resim, “Çocuklu Madonna” ve Lysippos tarafından M.Ö. 4. yüzyıl da yapılan Kairos Heykelinin bir rölyefi bulunması nedeniyle tanınıyor. Fırsat tanrısı Kairos ayaklarında ve omuzlarında büyük beyaz kanatları olan Zeus’un en genç oğluymuş ve başının arkası daima traşlı dolaşırmış ki bu yüzden arkasından onu yakalamak olanaksızmış. Başının ön tarafında ise perçemleri bulunurmuş dolayısı ile peşinden koşanlara değil onu hiç beklemeyenlerin karşısına çıkarmış ve fırsatları kovalamak yerine karşısına çıktığı anda onu değerlendirmeyi bilenleri severmiş. Kairos’da kendi felsefemizi buluyoruz bir yerde. Biz de yazılarımızın en başında Latin edebiyatının ünlü ozanı Horatius’un bir dizesinde geçtiği gibi dememiş miydik Carpe Diem ”Günü Yakala,  Anı Yaşa”

Trogir St. Nicholas Kilisesi Sanat Koleksiyonu ve Eski Benediktin Rahibe Manastırı Ziyaret Saatleri:

15 Haziran-15 Eylül her gün 08.00-13.00 ve 15.00-19.00

Trogir St. Nicholas Kilisesi Sanat Koleksiyonu ve Eski Benediktin Rahibe Manastırı Giriş Ücreti:

Tam:10 kn, indirimli: 5 kn

Čiovo Adası

Deniz kıyısına çıktığınızda sizi bekleyen boğaz manzarası ve öte yakada görünen Čiovo Adası.

Trogir Gezilecek Yerlerden Trogir Eski Şehir deniz kıyısının güney batı ucunda bulunan 15. Yy ın başında Venedikliler tarafından ada ile şehrin arasındaki kanalı düşmanlardan korumak için yaptırılmış Kamerlengo Kalesine doğru ilerlerken deniz kıyısı boyunca geniş şemsiyeleri ile birçok restoran ve kafe görüyoruz, her yer deyim yerindeyse turist kaynıyor.

Yürürken hemen sağ tarafımızda St. Dominic Manastırı yer alıyor.

St. Dominic Manastırı ve Kilisesi (crkva i samostan Sv. Dominika)

Manastırın kuruluşu 1265 yılına uzanıyormuş. Tek nefli kilisesi 14.yy’da eklenmiş. 16. Yydan kalan belgelere göre o dönemde kilisenin altı sunağını varmış. Manastır koleksiyonunun en değerli parçası Blaise George’un eseri olan St. Catherine’e adanmış poliptikmiş. (poliptik; dört ya da daha fazla parçadan oluşan ve bir arada duvara asılan çoklu panel tablolarının genel adı). 15. Yy’da şehrin tanınmış Hümanistlerinden Ivan ve Simun Sobota’nın da olduğu eski mezarlar ve sayısız sanat eseri ve dini esere ev sahipliği yapmaktadır. Eğer Trogir gezinizi küçük çocuklarınız ile birlikte yapıyorsanız manastırın bahçesinde gezinen bebek kaplumbağalar sizin soluklanmanız, çocuklarınızın ise neşelenmesi için güzel bir fırsat olabilir.

Trogir St. Dominic Manastırı ve Kilisesi Ziyaret Saatleri: Yaz Aylarında Pzt-Crt: 09.00-12.00 ve 15.00-18.00.(Paz günü kapalı)

Trogir St. Dominic Manastırı ve Kilisesi Giriş Ücreti: 10 kn

Kamerlengo Kalesi

Bir süre vali sarayı olarak kullanılan Kamerlengo Kalesi günümüzde açık hava sineması yaz konserlerinin mekanı imiş.

Kale de şehre yukarıdan bir bakış atmaktan başka bir şey bulamayabilirsiniz ancak yine de gezmek isterseniz,

Trogir Kamerlengo Kalesinin Açık Olduğu Saatler. 15Haziran-15 Eylül arası her gün 09.00-20.00

Trogir Kamerlengo Kalesi Giriş Ücreti: Tam 10 kn, İndirimli: 5 kn

Trogir Şehir Rehberine göre yürüyüşünüzü Eski Şehrin kuzey batısına doğru sürdürürseniz adanın ucundaki kule Trogir St. Mark Kulesi (St.Mark’s Tower- Kula Sv. Marka) bulunuyor. Rönesans tarzında ve dairesel olan kule ada ve anakara arasındaki dar boğazın düşmanlardan korunması için yine Venedikliler tarafından Kamerlengo Kalesinden kısa bir süre sonra yaptırılmış.

Leave a Reply