Dubrovnik Bir Ortaçağ Masalı-ARABAYLA DUBROVNİK

Arabayla Avrupa Turu” – Dubrovnik-15 Ağustos Cumartesi Yolculuğumuzun 7. Günü

Ayaklar, kalbin gittiği yere gider…-Afgan Atasözü-

UMUTLANMA

Huzurun için umutlanma arkadaşım.
Bir gün, seni vuracak yeterince avcı
vardır, yürüdüğün yollarda.
O denli yakışıklı olacak ki çığlığın, çiçek
açacak çevrendeki tüm ağaçlar.
Unutma! Ötelerde, bir şeylere güzellik
katacak senin çığlığın.
Umutlanma ve saklanma, sürdür ileriye yürümeni, korkma oklardan ve kurşunlardan-ölümün
yapacağı gibi zaten bitirecekler senin işini.
Sonunda, muhteşem ol, boyun eğeceksen bile
leş yiyicileri için değil elbet bu,
ne de kargaların gözleri için.

Slavko MİHALİÇ (1928-2007 Hırvatistan)
Türkçesi: M. KANSU “Seçilmiş Şiirler” -2002 Struga Şiir Akşamları-yayını.

Kotor’a Veda

Araba ile Avrupa Seyahatinde Ortaçağın masalsı kenti Kotor’dan ilerde yine gelmek üzere kavilleşerek ayrılabiliyoruz ancak. Başka türlüsü mümkün değil zira kalbimizin, gönlümüzün bir parçasını bıraktık tekrar gelip almak üzere. Dünden kalan dumanlı hava, gri gökyüzü, puslu körfez ama Kotor bu hali ile de bir başka güzel. Aracımızın tekerlekleri yeniden dönmeye başladığında hafiften bir yol türküsü dinlemeye koyulmuşken ayrılığımızın acısını bastırmak için hislerimizi anlarcasına bulutlar da birkaç damla yağmur akıtıveriyor gözyaşı niyetine. Kotor Yazılarıma

Ohrid’den Kotor’a Arnavutluk Üzerinden ve Biz Kotor’a Sevdalandık, Kotor Körfezi tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Kotor (Karadağ)-Dubrovnik (Hırvatistan) Yolu

9.30’da yola koyuluyoruz dün arabayla dolaştığımız Kotor Körfezinin mücevher koylarını bugün feribot ile kısa yoldan geçeceğiz, o yüzden yolumuz Lepetane’ye. Arabayla Adriyatik Koylarında kıyı boyunca dün gezdiğimiz yerlerin bu sefer karşı kıyısından daracık yoldan gidiyoruz. Kimi yerde iki araba zor sığıyor, kenara iyice yanaşıp bekliyor arabalar, karşıdan gelene yol vermek için. Henüz kazıklı yoldan haberleri olmamış Kotorluların. Yol çoğunlukla sahilden, arada sırada sahildeki evlerin ardından devam ediyor. Aslında bir yolu daha var Lepetane’nin yarımadanın diğer tarafından ama bizi birkaç kilometre daha kısa diye herhalde buradan götürüyor bizim işgüzar TomTom. İyi de ediyor doğrusu yol tam bizlik. Manzaranın seyrine doyulmuyor, harika.

Yalnız bu cennet diyarın Avrupa ve Arap zenginlerince keşfedilmesinden ötürü kıyılarda büyük bir yapılaşma da göze çarpmıyor değil. Umarım yeryüzü cenneti kıyılar fazla zarar görmeden çıkmayı başarabilir bu insanoğlunun bitmek tükenmek bilmeyen hırsından.

Lepetane- Kamenari Feribotu

Kotor Gezi Rehberimize göre geldiğimiz Lepetane Feribot İskelesinde epey bir araç kuyruğu var feribot bekleyen, ama feribotların biri kalkmadan bir diğeri geliyor yarım saatlik bekleyişten sonra sıra bize de geliyor, biniyoruz feribota Lepetane’den Kamenari’ye geçmek için.

Lepetane- Kamenari Feribot Ücreti: 4,5 €

   Arabayla Avrupa Gezisinde bugün yolumuz Bosna Hersek, Mostar’a. Öncesinde 101 Dalmaçyalı ile gönüllerimizde yer etmiş sevimli köpeklerin anavatanı olarak bildiğimiz Hırvatistan’ın Dubrovnik Şehrini gezmek niyetimiz. Dubrovnik, Araba ile Hırvatistan Güzergahımızın ilk uğrak yeri olacak. Haritanın yukarılarına doğru yapacağımız gezimizde Dubrovnik için birkaç saatin yeterli olmadığını biliyoruz elbette. Daha öncede değindiğim gibi bu bir ön tanışma bu güzel şehirler ile, dileğimiz yine yolumuzu bu diyarlara düşürüp gezebilmek doyasıya. Hırvatistan cennet koyları, adaları, doğası ile değil birkaç saat birkaç haftanın bile az geleceği harika ülkelerden.

Dubrovnik

Saat 14.00 gibi yolun ilerisinde aşağıda Adriyatik’in masmavi sularına karşı muhteşem güzellikte, altın sarısı heybetli surları ile beliriyor 14,-19.yylar arasında Ragusa Cumhuriyeti olarak anılan Dubrovnik.

Osmanlıların, düşman belledikleri Venedik’ten ayırmak için Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde geçtiği gibi iyi Venedik anlamına gelen Dobrovenedik dedikleri, vergi alıp karşılığında himayelerine alıp korudukları, tüccarlarına Osmanlı yurdunda ticaret serbestliği verdikleri, yönetimine karışmadıkları bir eyaletiydi. Ragusalılar Venedik Cumhuriyetinin gücünün zayıfladığı 16.yy’ da ise deniz ticaretinde zirveye ulaşarak altın çağını yaşamışlar.

Arabayla Hırvatistan Gezi Rotasında, 1940 metre uzunluğundaki surları, Gotik, Rönesans ve Barok kiliseleri, manastırları sarayları ve çeşmeleri ile yalnızca Dalmaçya Kıyılarının değil dünyanın en güzel Ortaçağ şehirlerinden biri olan Dubrovnik, 1667 yılındaki depremde çok büyük hasarlar almasına rağmen eski tarihi dokusunu orijinal halinde korumayı, onarmayı ve 1979 yılından bu yana Dünya Tarihi Listesinde yer almayı başararak Adriyatik’in incisi sıfatını sonuna kadar hak etmiş bir şehir.

Daha önceden yerlerini belirlediğimiz Dubrovnik Eski Şehir yakınındaki araç park yerlerini dolanıyoruz. Baktığımız yerler ağzına kadar yükünü almış vaziyette, girişlerindeki levhalarda da dolu oldukları yazılı zaten. Neyse ki kalenin dibindeki otoparkın girişi açık. Giriyoruz ama nafile, bizim önümüzde girenlerin peşi sıra çıkıyoruz burada da adım atacak yer kalmamış, düşünsenize önümüzdeki motosikletliler bile başka yer arayışı içinde. Kalenin üstündeki Kralja Petra Krešimira IV Caddesinin yokuşundan cadde kenarında boş park yeri kolaçan ederek tırmanmaya başlıyoruz ve 150-200 m sonrasında tesadüfen bir yer bulmayı başarıyoruz. Arabayı park edip oradan geçmekte olan bir kadına burada park edip edemeyeceğimizi sorduğumuzda ise çok şanslı olduğumuzu aracımızı burada ücretsiz park edebileceğimizi söyleyince keyfimiz bir kat daha artıyor.

Arabayla Dubrovnik Turumuzda kavurucu güneşin altında yokuş aşağı inmeye başlıyoruz. Haydi bakalım güzeller güzeli Dubrovnik sıra geldi seni keşfetmeye.

Srđ Dağı ve Teleferik

Yolun biraz aşağısında Srđ Dağına çıkan teleferik girişinin önünden geçiyoruz. Dubrovnik’in kuzeyinde sırtını yasladığı 413 m yükseklikteki Srđ Dağı görkemli Eski Şehri, Lokrum Adasını, ve enfes kıyıların panoramik manzarasını seyretmek ve fotoğraflamak için ideal olabilir. Hele bu sıcakta bir hayli güzel gelebilir. Yukarıda ayrıca bir şeyler yiyip içebileceğiniz bir kafe- restoran ve 1991-1995 yılları arasındaki Yugoslavya iç savaşına dair belgelerin, fotoğrafların v.s sergilendiği bir müze varmış.

Dubrovnik teleferiğinin çalışma saatleri: Aralık ve Ocak aylarında 09.00-16.00

Kasım, Şubat ve Mart Aylarında: 09.00-17.00

Nisan ve Ekim Aylarında: 09.00-20.00

Mayıs Ayında: 09.00-21.00

Eylül Ayında: 09.00-22.00

Haziran, Temmuz, Ağustos Aylarında: 09.00-24.00

2019 yılı Dubrovnik Teleferik Ücreti:

(Gidiş-Dönüş) Tam : 150 kn, Çocuk (4-12 yaş): 60 kn

 (Tek Yön) Tam : 85 kn, Çocuk (4-12 yaş): 40 kn

4 yaşa kadar çocuk: Ücretsiz.

   Arabayla Dubrovnik Seyahatinizde Srđ Dağına aracınız ile veya taksi kiralayarak gidebileceğiniz gibi patika yoldan tırmanarak da  ulaşabilirsiniz. Tırmanmayı seçerseniz 90 dakikalık epey yağ yakıcı bir eylem yapacağınızı ve yolun küçük bir ağaçlık kısmı dışında çoğunu çorak ve kayalık arazide gerçekleştireceğinizi, yürüyüş için uygun ayakkabıya ve bol miktarda suya gereksiniminiz olacağını bilin.

Dubrovnik Eski Şehir

Buže Kapısı (Buža gate-Vrata od Buže)

Eski Şehre kuzey tarafındaki Buže Kapısından (Bakınız Şehir Haritası No:43 ) giriyoruz. Kapıdan girmeden önce döviz bürosunda bir miktar para bozdurup Hırvat Kunosu almakta yarar var. Bizim gözlemlediğimiz kadar bu noktadaki döviz bürosu şehir içindekilere göre çok daha uygun fiyat veriyor.

Şehrin dış görünüşüne hayran kalmış bizler, Buže Kapısından geçince gördüklerimiz ile kente hemen aşık oluyoruz.

Boškovićeva Sokağı 

Dubrovnik Gezi Notlarımıza göre burası Eski Kent merkezine gitmek için epey bir merdivenlerinden inmeniz gereken Boškovićeva Sokağı. Sokak adını 18. Yy Hırvatistan’ın en iyi bilim adamı, fizikçi, astronom ve şair Ruđer Bošković’in evinden almış. Merdivenler çok ama ara ara geniş araların olması bakımından bizi geri dönüşte de pek yormuyor doğrusu. Taş sokağın iki yanında yükselen taş binaların giriş katları yeme içme yerleri, hatıra eşyası satan dükkanlar, üst katları ise otel, hostel gibi konaklama yerleri.

 Stradun  

Arabayla Dubrovnik Gezisinde Boškovićeva Sokağının ucu şehri doğudan batıya kat eden en geniş ve en güzel caddesi ana cadde Stradun’a diğer adı ile Placa’ya (söylenişi platsa) varıyor. Geçmişte deniz ticaretinin önemli bir merkezi olan Dubrovnik günümüzde turistik yer olarak eski parlak günlerini yakalamış hatta geçmiş bile olabilir. 1468 yılında çevreleyen binaların rengi ile tam bir uyum içinde krem sarı düzgün kesme kireç taşları ile döşenen caddesi öyle güzel ki cilalanmışcasına yakıcı Ağustos güneşinin altında pırıl pırıl parlıyor ve aynı zamanda öbek öbek insan kaynıyor.

300 m uzunluğundaki cadde kenti kuzey ve güney yarımlara bölerken Eski Dubrovnik halkının kente giriş çıkışlar için kullandıkları doğudaki Ploče Kapısı (Ploča Gate- Vrata od Ploča (no:40) ve batıdaki Pile Kapısını da (Pile Gate-Gradska vrata Pile) (no:1) birbirine bağlamakta. Dubrovnik Şehir Rehberine göre kentin ayrıca liman tarafında Peskarija Kapısı ve Ponta Kapısı vardır.

15. Yy’da malların şehre daha kolay ulaştırılması için kuzey tarafına da kapı açılması düşünülmüş ama şehir halkından pek çoğu bu kapının kentin savunmasını zayıflatacağı fikrindeymiş. Bunun üzerine Kent konseyi Ancona ve Cenova’dan iki ünlü şehir planlamacı davet edilerek görüşlerine başvurulmasına karar vermiş. Onlar da kapının açılmasının yararlı olacağını söyleyince kentin yöneticisi notere kararı şöyle yazdırmış. “Her halükarda kente başka kapı açılmayacaktır”

Kuzey Buže Kapısı ancak kent Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yönetiminde iken 1908 yılında kentte konuşlanmış Avusturyalı subayların şehir surlarının hendeklerinde açılan tenis kortlarına erişimini sağlamak için açılmış.

Pile Kapısı

Dubrovnik Gezi Rotasında Stradun Caddesinde önce Batıya yöneliyoruz. İç ve Dış Şehir Kapılarından oluşan batıdaki Pile Kapısı surların önündeki hendekleri,

kapıya bağlanan taş köprüsü, Eski Dubrovnik gecelerinde kapatılarak düşmanların erişimi engellenen açılır kapanır ahşap köprüsü ile tam bir kale şehir.

Eski şehrin büyülü havası şehre girip çıkan onca turist arasında tam olarak yaşanamıyor haliyle. El ayak çekilip de gecenin koyu gölgeleri ve sessizliğinde taş sokaklarda dolaşabilmenin keyfi bir başka olurdu herhalde.

Pile Kapısının hem iç hem dış kapılarında kentin koruyucu azizi Blaise’nin heykeli yer alıyor. St. Blaise yada Aziz Vlaho bizim topraklarımızdan Sivaslı bir aziz. Hiç Dubrovnik’te bulunmamış ama söylenceye göre kentteki St.Stephen Katedralinin papazı Stojko rüyasında Aziz Vlaho’dan Dubrovnik’e Venediklilerin saldıracağını öğrenince kent konseyini haberdar etmesi ve yapılan hazırlıklar neticesinde Venediklilere karşı kazanılan üstün zafer onu kentin koruyucu azizi yapmış.

Haritayı büyük görüntülemek için tıklayın

Dubrovnik Eski Şehir Surları

Dubrovnik Gezi Notlarımıza göre, üzerinde kulelerin, burçların yer aldığı uzunluğu iki kilometreyi bulan, genişliği deniz tarafında 1,5-3 m arasında, karaya bakan yerlerde ise  4-6 m, yüksekliği kimi yerde 25 m olan surlar ile çevrili.

Lovrijenac Kulesi (Fort Lovrijenac-Tvrđava Lovrijenac)

Dubrovnik Eski Şehrinin en bilindik kulelerinden biri batı yakasında bulunan kentin karadan ve denizden gelen saldırılara karşı savunmasında önemli rol üstlenen Lovrijenac Kulesi (no:33) diğer adı ile St. Lawrence Kalesidir. Günümüzde Dubrovnik Yaz Festivalinin yapıldığı kulenin girişindeki kapının üstünde Latince “Non bene pro toto libertas venditur auro” “Özgürlük dünyanın tüm hazineleri karşılığında bile satılmamalıdır ” yazısı bulunuyor.

Minčeta Kulesi(Fort Minčeta- Tvrđava Minčeta)

Dubrovnik Gezi Rehberinde yazdığına göre Lovrijenac  Kulesinden başka Eski şehri çevreleyen surlar dört ayrı noktada güçlü kaleler tarafından korunmaktaymış ki bunlardan biri kuzeyde şehrin en yüksek noktasında bulunan, Osmanlıların İstanbul’u almaları ve ardından Bosna’ya gelmeleri nedeni ile şehrin güvenliğinden endişelenen Dubrovniklilerin kuzey surlarını güçlendirmeleri ve inşa ettikleri Minčeta Kulesidir no:31). Evliya Çelebi Dubrovnik’e geldiğinde bu kuleden öyle etkilenir ki kuleyi Babil Kulesi ile karşılaştırır.

Eski Şehrin Diğer Kaleleri

Kentin doğusunda limanın güvenliğini sağlayan Revelin Kalesi (Fort Revelin-Tvrđava Revelin) (no:39), şehir limanını güneydoğudan korumak için 1346’da yapılmış St. John Kalesi (St John Fort- Tvrđava sv. Ivana) (no:27) ve Güneybatıda, Zvjezdan olarak da bilinen, 15. Yy’da batıdaki küçük limanı, hendeği ve Pile Köprüsünü korumak için inşa edilmiş Bokar Kalesi (Fort Bokar- Tvrđava Bokar) (no:30) ve bu kaleler ile güçlendirilmiş şehir surları, ayrıca 2 yuvarlak kule, 12 dörtgen kule, 5 burç, 2 köşe kule ile, uçurum tarafı ise 1 büyük 9 küçük yarı dairesel burç ile çevrili Dubrovnik.

Dubrovnik Gezi Rotasında Eski Şehrin ana caddesi Stradun’a Pile Kapısından girdiğinizde sağ tarafta yer alan ofisten şehir surlarını gezmek için biletinizi alabilirsiniz. Muhteşem Dubrovnik manzarası izleyeceğiniz kent surlarında gezerken tamamen güneşe maruz kalacağınızı bu yüzden özellikle yaz aylarında gezi zamanını iyi ayarlamanız gerektiğini hatırlatalım. Biletleri kredi kartınız ile veya Hırvat Kunası ile ödeyebilirsiniz. Surların ana girişi hemen Pile Kapısı yanında yer alan Aziz Savior Kilisesi’nin yanından olup doğudaki St Lukes Kilisesi’nin yanından veya St Johns Kalesi’nde bulunan Deniz Müzesi’nin yanındaki girişi de kullanabilirsiniz.

Dubrovnik Şehir Surları Gezilecek Zamanlar: 25 Aralık dışında yılın her günü gezilebilir.

01 Nisan-31 Mayıs ve 01 Ağustos-31 Eylül: 08.00-18.30

01 Haziran-31 Temmuz: 08.00-19.30

01 Ekim-31 Ekim: 08.00-17.30

01 Kasım-31 Mart: 09.00-15.00

2019 yılı Dubrovnik Şehir Surları Bilet Ücreti:

Tam: 200 kn, 5-18 yaş Çocuk, Öğrenci: 50 kn, 5 yaş altı çocuklar ücretsiz (Lovrijenac Kalesi gezisi bilet ücretine dahildir)

Büyük Onofrio Çeşmesi (Big Onofrio’s fountain- Velika Onofrijeva fontana)

Arabayla Dubrovnik Gezi Notlarımıza göre eski çağlarda yazların uzun ve kurak geçtiği Dubrovnik’te su kıtlığı çekilirmiş. Su kuyularının suyu yetmediğinden şehre tekneler ile su taşınırmış. 15. Yy’da uygarlıkta büyük gelişme yaşayan Dubrovnik o zamana kadar Avrupa’da benzeri yapılmamış bir iş gerçekleştirmiş ve Senato şehir surlarına yaklaşık 12 km ötedeki Šumet köyündeki bir pınardan şehre su getirmeye karar vermiş. Proje Napolili ünlü mimar Onofrio della Cava’ya verilmiş. Proje çok pahalıya mal olacakmış ama Onofrio kendinden öylesine eminmiş ki başarısızlığa uğrarsa masrafları karşılamayı bile göze almış. Dubrovnik’e getirdiği su için iki çeşme inşa etmiş. Pile Kapısından Stradun’a girince karşınıza çıkan çeşme Büyük Onofrio Çeşmesi (no:4).

1438’de inşa edilen büyük çeşmenin 16 musluğundan su akıyor. 1667’deki büyük depremde çok hasar gören çeşmenin 500 yıl öncesindeki görünüşü şimdikinden daha görkemliymiş. Depremden başka çeşme iç savaş sırasında atılan iki bombadan da zarar görmüş. Dubrovniklilerin 19. Yy’da evlerine su boruları ile su gelene dek ana su kaynağı olarak kullandıkları çeşme günümüzde yine içilebilir suyu ile bu sıcak yaz gününde bunalan insanların ve tabi ki bizim de imdadımıza yetişiyor. Ruhuna değsin Onofrio.

Küçük Onofrio Çeşmesi (Small Onofrio’s fountain- Mala Onofrijeva fontana)

Onofrio della Cava’nın tasarımlarına göre 1442’de heykeltıraş Pietro di Martino tarafından oyulmuş ikinci bir çeşme olan Küçük Onofrio Çeşmesi (no:10) Stradun’un doğu ucunda yer almaktadır.

Dubrovnik Kutsal Kurtarıcı Kilisesi (St Saviors Church-Crkva svetog Spasa)

Arabayla Dubrovnik Gezi Rotasında Büyük Onofrio Çeşmesinin karşısında Stradun Caddesinin başında yer alan küçük kilise Dubrovnik Kutsal Kurtarıcı Kilisesi (no:3)

20 kişinin öldüğü 1520 depreminden kurtulanların bir daha böyle bir felaket ile karşılaşmamak için yaptırdıkları adak kilisesi. Gerçi 1667’de kent daha büyük bir deprem ile yıkıma uğramış ve kent halkının yarısı hayatını kaybetmiş ama kiliseye bir şey olmamış ayrıca savaştan da sağlam çıkmış. Söylenildiğine göre İsa Mesih’e adanan kilisenin yapımında kentin aristokrat kadınları taş ve ahşap taşıyarak çalışmış, harcı ise süt ve yumurta akları ile güçlendirilmiş. Tekerlek pencere de denen gül penceresi ile dikkatinizi çekecek kilise günümüzde sergi salonu ve konser mekânı olarak kullanılmaktaymış. Dubrovnik Kutsal Kurtarıcı Kilisesi her gün açık olup, giriş ücretsizdir.

Franciscan Manastırı ve Kilisesi (Franciscan monastery and church- Franjevački samostan i crkva)

Dubrovnik Gezilecek Yerlerinden St Saviors Kilisesinin yanında yer alan Franciscan Manastırı ve Kilisesinin (no:5) yapımı 1317’de başlayıp 14. Yy boyunca sürmüş.

1667 depreminde büyük hasar gören kilisenin o zamanlar 21 adet altın sunağı bulunuyormuş. Hala faal olan dünyanın en eski eczanesini de barındıran manastır ayrıca 70.000 den fazla el yazması ve kitap, 15. ve 18. Yy arası 216 eser bulunan Hırvatistan’daki en zengin eski kütüphanelerden birine sahiptir.

Dubrovnik Franciscan Manastırı Kilisesini Gezmek: Ücretsiz

Günümüzde değerli tablolar, müzik arşivi, ünlü kütüphanesini, altın ve gümüş çeşitli sanat eserlerini ve 1317 yılından kalma en eski eczaneyi ziyaret etmek isterseniz.

Dubrovnik Franciscan Manastırı Müzesinin Açık Olduğu Zamanlar:

Yaz Aylarında (Mart ayının son haftası ile Ekim ayının son Pazar Günü ): 09.00-18.00

Kış Aylarında: 09.00-14.00

Dubrovnik Franciscan Manastırı Müzesi Giriş Ücreti: Tam: 30 kn, Çocuk: 15 kn

Dubrovnik Eski Klarisa Manastırı (Former convent of St Clara – Bivši samostan sv. Klare)

Dubrovnik Eski Şehir Turunda Büyük Onofrio Çeşmesinin diğer yanındaki bina 13. yüzyılın sonlarında ve 14. yüzyılın başında inşa edilen Dubrovnik’in en bilindik kadın manastırlarından olan Dubrovnik Eski Klarisa Manastırıdır (no:34). Günümüzde otel ve lokanta olarak hizmet veren manastırda dünyanın ilk terk edilmiş çocuklar için bir yetimhane de yer almaktaymış. O zamanlar hayat yalnızca evlilik dışı doğan çocuklar için değil, meşru evliliklerden olan kız çocuklar için de zormuş. Öyle ki ailede yalnızca ilk kızın evlenmesi için drahoma ayrılır küçük kızlar ise boş yere para harcanmaması için rahibe olmaya manastırlara gönderilirmiş. Kızların kendi istekleri dışında rahibe olmaya zorlanması ise manastırdan kaçışlara neden olduğundan 1433’te manastırın etrafına yüksek ve geniş duvarlar örülerek, balkonlar ve pencereler iptal edilerek, açık kalanlara ise demirler koyularak manastır resmen kadınlar hapishanesi haline getirilmiş.

Arabayla Dubrovnik Seyahatinde Stradun’un diğer ucunda yer alan Luza Meydanına varıncaya kadar sağlı sollu dar sokaklar Stradun ile kesişmekte. İki yanda alt katları dükkan, kafe, restoran olan koyu yeşil panjurlu taş binalar sıralanmış Stradun festivallerin, gösterilerin yer aldığı cadde olmakla birlikte bu mevsimde kalabalık ve canlılıkta Dubrovnik’in diğer sokakları da ondan geri kalmıyor.

Leave a Comment