Arabayla Atamızın Evi Selanik ve Tychero (Yunanistan)

Arabayla Avrupa Turu” – 8 Ağustos 2014 Yolculuğumuzun 27. Günü (Sondan bir önce)

Gezmek ve yer değiştirmek akla yeni bir dinçlik getirir. – Seneca-

İmzasız Mektup

Anasına yazdığı
mektubu buldular
askerin alnında,
bitiremeden daha
kapmıştı rüzgar.
Şaşırdılar hangisine vereceklerini
bekleyen bunca ananın
imzasızdı çünkü.

Kostas PIGADIOTIS Şiiri / Yunanistan

Çeviri : Marianna YERASIMOS, Kemal ÖZER

 2014 Arabayla Avrupa Turunda Son Günümüz

Avrupa Gezi Rotasının en uzun mesafeleri ilk günler ve son günlerde kat edilenler. Sonrasında hemen hemen bütün mesafeler yakın. Avrupa Gezisi dönüşünde bugün yolumuz Yunanistan’a. Gelişte kaldığımız İpsala DSİ Misafirhanesinden bizim için yer ayırtacak olan Ablam tüm çabalarına rağmen başarılı olamıyor. Neden derseniz bir türlü ulaşılamayan telefonlar en sonunda ulaşıldığında ise bizim dönüş tarihine denk gelen düğün organizasyonundan dolayı yer kalmadığını öğreniyor. Biz de ne yapıyoruz hemen  booking.com’dan araştırıp tercihimizi hem hesaplı olması hem de İpsala Sınır Kapısına yakın olması nedeniyle Tychero’daki Hotel La Strada dan yana kullanıyoruz.

Üsküp’ten Yunanistan’a dönüş yolu tahmin ettiğimiz gibi güzel. Gidiş yolu gibi çukurlar yok. O yüzden gayet rahat bir yolculuk oluyor. Üsküp çıkışında 20 litre benzine 1600 MKD ödüyoruz. Yunanistan sınırının  hemen öncesinde bulunan benzin istasyonunda yine durup elimizdeki son dinarları da  ucuz yakıt alarak bitiriyoruz.

Bugünün bizim için ayrı bir önemi var. Neden derseniz bugün Türk Ulusunun Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu Selanik’te bulunan pembe evi Atamızın Evini ziyaret edeceğiz.

Selanik

Arabayla Avrupa Seyahati gidişte Yunanistan Selanik’ten geçişimiz pazartesi gününe denk geldiğinden müze ziyaretimizi dönüş yoluna bırakmıştık. Selanik’e geldiğimizde gördük ki Atamızın Evinin olduğu sokakta aracımızı park etmemize imkan yok, hem dar hem de park yerleri zaten dolu vaziyette. Trafik de sıkışık zaten adım adım ilerlerken bir ara da durduk bekliyoruz arkamızdan bir gümbürtü geldi oturduğumuz yerde bir sallandık. Ne oluyor diye baktığımızda mobiletli iki genç arabamıza toslamış.. Aşağı inince gördük ki yalınayak başıkabak derler ya o vaziyetteler. İki tamirci çırağına benzeyen, çıplak sırtlarına geçirdikleri yağlı salopetleri, boyalı elleri, saç baş karışmış, gerçekten ayaklarında hiçbir şey yok köşeden hızlıca dönüp kilitlenmiş trafikte durup duran bize vurmuşlar. Arabanın sağ arka köşesi lastik izleri ile çizilmiş vaziyette. Hey Allahım ne yapacağız ucuz atlattığımıza şükredip yola devam ediyoruz. Yunanistan seyahat yazılarını okurken motorsikletlilere dikkat etmeli diye yazıyordu ama ne yapacağız şimdi hadi biz dikkat ettik onlar dikkat etmedikten sonra.

Yolda buraya yaklaşırken gördüğümüz park yerine çekmek için giderken bir aşaği caddeye çıkan oldukça geniş bir sokakta yer bulup arabamızı park ediyoruz. Hava sıcak mı sıcak tam öğlen vakti. Selanikliler Siestada. Sokaklar bomboş. Biz bir kahve gibi bir yer görüp çalışan kişiye burada park etmenin ücretli olup olmadığını soruyoruz. Ücretsizmiş.

Pembe Badanalı Ev

Selanik sokaklarında yürüyerek hemen Atamızın Evine ulaşıyoruz. Küçüklüğümüzden beri resimlerinden görüp bildiğimiz Atamızın doğduğu Pembe Boyalı Ev işte karşımızda. Babası Ali Rıza Efendinin 1878’de kiraladığı ve 1888’de vefatına kadar bu evde yaşayan aile daha sonra bitişikteki daha küçük bir eve taşınmış. II. Meşrutiyetin ilanından sonra Selanik’te görevlendirilen Mustafa Kemal bu evi satın almış ve annesi, kızkardeşi ile oturmuş. Mustafa Kemal ayrılsa da ailesi oturmaya devam etmiştir ta ki Balkan Harbinden sonra Selanik’in işgaline kadar. İşgalle birlikte Onlarda Selanik’ten ayrılıp İstanbul’a yerleşir. Lozan Antlaşması Mübadele Protokolüne göre kendilerine İstanbul Bebek’te bir ev verilmiş, Selanikte bulunan bu ev de Yunanistan Milli Bankası malı olmuş ve bir Rum kadın tarafından satın alınmış.

Avrupa Gezi Notlarımıza göre 29 Ekim 1933 Cumhuriyetimizin 10. Yılında Selanik Belediyesi Türk-Yunan Dostluğu özellikle Atatürk ve Venizelos arasındaki dostluk ilişkileri çerçevesinde evin satın alınarak Atatürk’e hediye edilmesi ve evin girişindeki duvarına Türkçe, Yunanca, Fransızca dillerinde Atatürk’ün bu evde doğduğunu belirten bir hatıra levhasının çakılması kararını alır.

Plaka çakılması hemen gerçekleşse de evin anahtarları ancak 1937’de teslim edilebilmiş. Araya II. Dünya Savaşının girmesi nedeni ile evin restorasyonu 1950 yılında tamamlanmış ve Sevgili Atamızın naaşının Etnografya Müzesinden Anıtkabir’e taşındığı 10 Kasım 1953 tarihinde ziyarete açılmış.

Atamızın Evinin Bahçesi

Atamızın Evinin yanındaki bina şu anda Türkiye Başkonsolosluğu olarak hizmet veriyor. Müzeyi gezmek ücretsiz. Bahçeye girince ilk olarak Müze ziyaretçi defterine adımızı yazdırıyoruz daha sonra bir zamanlar Atamızın doğduğu, büyüdüğü, koşturduğu yerlerde olmanın verdiği heyecanla gezimize başlıyoruz.

Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı?

 

Bahçede korumaya alınmış babası Ali Rıza Efendi tarafından dikilen, dalları henüz kızarmamış narlarla dolu Nar Ağacını görmek bile ayrı bir sevinç kaynağı bizim için. Düşünsenize bir asırdan önce buraya dikilmiş.

Keşke dilin olsa da söylesen, anlatsan bize Nar Ağacı Atamızın bahçede koşturduğu, yaramazlık yaptığı, çocukluk günlerini, gençliğini keşke. Dilerim daha uzun yıllar sürsün ömrün, Atamızdan yadigâr kalan seni her ziyaret eden görsün, mutlansın benim gibi.

Atamızın Evi

Sonra Atamızın Evini gezmek için evin bahçeye açılan alt katındaki kapıdan giriyoruz içeriye. Birkaç kez yenilenen ve tamirden geçen müze en son 2012-2013 yıllarında geniş kapsamlı bir yenileme işleminden geçerek modern müzecilik anlayışı ile düzenlenmiş. Zamanında kiler, mutfak olarak kullanılan alt katta Atatürk ve Çocuk teması işlenmiş.

Atatürk’ün çocuk sevgisi, çocuklara verdiği önem vurgulanmış ve çocuk ziyaretçilere yönelik şekilde düzenlenmiş.

Merdivenler ile üst kata çıkıyoruz. Salonun ortasında evin son düzenlemeden önceki halinin maketi bulunuyor.

Evin eşyaları ile olan hali. Söylenildiğine göre evde sergilenen eşyalar zaten Atatürk ve ailesinin kullandığı eşyalar değilmiş. Duvarlarda Türkçe, İngilizce, Yunanca Atatürk kim, Türkiye ve Türk Milleti için önemi ne bu gibi bilgilerin yer aldığı ışıklı bilgilendirme panoları, filmlerin yer aldığı dört tematik oda var.

Bu odalara Atamızın hayatında önemli yer tutan dört yerin adı verilmiş Selanik, Manastır, İstanbul ve Ankara Odaları.

Evin manevi olaraken etkileyici odalarından biri Atamızın doğduğu oda ile Sevgili Atamızın balmumu heykelinin yer aldığı oda.

Müze Hakkında Düşüncelerim

Selanik’te Atamızın Evini ziyaretimiz sona erince hissettiklerimiz ise Atamızın hayat bulduğu yerde olmanın verdiği heyecan ve duygusallığı yanında biraz düş kırıklığı. Atamın Evinde Atamın hatırası ev ve Nar Ağacı dışında bir şey bulamamanın hüznü.

Çağdaş müze anlayışı ile yapılan yenileme resimli panolar ve filmler ile sınırlı tutulmuş, evin ruhu, karakteri yok edilmiş, küçücük bir maket evin içine hapsolunmuş eşyalar. Atatürk’ün kullandığı eşyalar kap kacaktan mı ibaretmiş ki orası duruyor da diğer odaları çağdaşlaştırılmış. Yeni yetişen gençlik herhalde ders kitaplarında bulamayacağı bilgileri ziyaret edebilirse o da burada öğrensin istediler.

Burada hemen belirteyim ki belki gelen bu tepkiler nedeni ile müzeye daha sonra Atamızın yurttan getirtilen çok az kişisel eşyası yanı sıra annesi Zübeyde Hanım’ın ve kendisinin çocukluğuna dair balmumu heykeli de sergilenmeye başlanmış ama işte o kadar.

Dönüş Yolu

Yunanistan Selanik Gezi Rotasında ziyaret ettiğimiz Sevgili Atamızın Evini ardımızda bırakıp yine düşüyoruz Yunanistan yollarına. Bundan sonra kaymak gibi bir otoban. Tychero’ya 50 km. yolumuz kalmışken geldiğimiz Dedeağaç’ta  ne olur ne olmaz belki varacağımız yerde ekmek bulamayız diye kente uğramaya karar veriyoruz.

Otobandan ayrılıp şehir merkezinde fırın, market benzeri bir yer arayıp sonunda küçük bir markete denk gelip, içecek su ve ekmeğimizi alıyor tekrar otobana çıkıp, yola koyuluyoruz. Bu arada tekrar hatıratalım Yunanistan Otoyolunda üç kez gişelerde durup 2,40 € otoyol ücreti ödüyoruz.

Tychero

Tychero İpsala sınır kapısına 15 km. uzaklıkta konumlanmış Yunan köyü.

Tychero Konaklama

Otobandan ayrılıp kuzeye yöneliyoruz. Kalacağımız yer olan Hotel La Strada Tychero girişine yakın yerde.

Çok fazla donanımlı bir yer olmasa da temiz, tertipli, önünde isterseniz bir şeyler atıştırabileceğiniz, gece oturup bir şeyler içebileceğiniz bir kafesi olan sınıra çok yakın mola verebileceğiniz bir yer.

Tychero çok temiz olunca benim gözümde İpsala’ya göre puanlarını arttırıyor.

Meriç Deltası ( Evros Delta)

Arabayla Avrupa Gezisinin ve Yunanistan Gezisinin sonunda geldiğimiz bu bölge, Meriç Deltası Avrupa’nın en önemli eko sistemlerinden biridir ve Ramsar sözleşmesiyle koruma altına alınmış, uluslararası sulak alan ilan edilmiştir. Deltanın eko sistemi çok değişik cins göçmen kuşun konaklamasına ev sahipliği yapmaktadır. Yunanistan Gezi Notlarımıza göre Yunanistan’da bulunan 422 tür kuştan 316’sına burada rastlanmıştır ve bölgede 46 adet balık türü, 7 adet amfibi hayvan, 21 adet sürüngen ve 40’tan fazla memeli hayvan kaydedilmiştir. Tüm yerel bitkiler ve Akdeniz havzasında görülen tüm bitki türleri yetiştiği delta ekoturizm ile tanınıyor.

2014 Arabayla Avrupa Turunda Son Gecemiz

Yarın dönüş yolunda yine önümüzde uzun bir gün olacak. Akşam kafeden bir şeyler alıp bahçedeki koltuklara oturduğumuzda hafiften bir Yunan Müziği açıp önümüzdeki ağaçtaki kandilleri yakıyorlar ve biz odamıza çekilirken Türkçe olarak iyi geceler diliyor ve hemen bizim rahatsız olmamamız için müziği daha da kısıyorlar. Bütün bu jestler bizde La Strada hakkında olumlu izlenimler bıraktı. Bu arada Dedeağaçtan ekmek diye aldığımız da Paskalya Çöreği çıktı ama kimin umurunda. Her şey çok güzel.

Gerçek yolcular gitmek için giderler; yürekleri balonlar gibidir, niçin olduğunu bilmeden gitsek derler. -Charles Baudelaire-

Çılgın Nar Ağacı

Kıbleden esen yelin kemerler arasında ıslık çaldığı
Bu beyaz avlularda, söyleyin, o çılgın nar ağacı mı
Nar dolu kahkahalar atarak aydınlıkta sıçrayan
Rüzgârın inadıyla, fısıltıyla; söyleyin, o çılgın nar ağacı mı,
Şafakta yeşeren yapraklarının ışıltısıyla
Bir zafer sevincinin renklerini coşturan?
Çayırda çıplak kızlar sarışın kollarıyla
Yeşil yoncaları biçmek için uyandıklarında –
Uykunun sınırlarında dolaşarak – söyleyin, o çılgın nar ağacı mı,
İçinin saflığıyla kızların yeşil sepetlerini ışığa
Ve adlarını kuş cıvıltılarına boğan, söyleyin,
O çılgın nar ağacı mı dünyanın bulutlu gökleriyle savaşan?
Kendini kıskançlıkla yedi tür tüyle süsleyip
Ölümsüz güneşin bin bir rengine büründüğü gün,
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı,
Kaçmaya kalkan atın yüz kamçılı yelesine sarılan,
Hiç acınma, hiç yakınma bilmeden, söyleyin, o çılgın nar ağacı mı,
Ufuktan şimdi doğan bir umudu haykıran?

Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı, bize uzaktan
Serin alevli yaprakların mendilini sallayan,
Doğum sancısı içinde bin bir geminin,
Bin bir kere yükselip alçalan dalgaları
Bilinmedik kıyılara uzanan bir denizdeymiş gibi,
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı, havanın saydamlığında donanıp gıcırdayan?
Başı taa havalarda, ışıyan ve övünen mor salkımlarla,
Tehlikelere açık, söyleyin, o çılgın nar ağacı mı,
Dünyanın orta yerinde şeytanın fırtınasını ışıkla parçalayan,
Ve günün, üzeri türkülerle işli sırmalı örtüsünü
Boydan boya yayan, söyleyin, o çılgın nar ağacı mı,
Günün ipek giysilerinden bir anda soyunup kurtulan?
Söyleyin, ilkin büzgülü etekleriyle Nisan’ın,
Sonra yaz şenliğinin ağustos böcekleriyle gülüp oynayan,
Öfkelenen, her türlü gözdağını kara kötülükten arıtıp
Güneşin kucağına esrik kuşlarını serpen,
Söyleyin, o çılgın nar ağacı mı bu, her şeyin,
En gizli düşlerimizin bile üstüne kanat geren?

Odisseus ELİTİS Şiiri (1911-1996 Yunanistan)

(Çeviren: Cevat ÇAPAN)

Arabayla Avrupa Turunda 8 Ağustos 2014 Yolculuğumuzun Son Gecesi

Bir Sonraki Yazım >>> Arabayla Avrupa Turu 2014 Eve Dönüş <<<

Leave a Reply