Arabayla Kotor ve Kotor Körfezi

Arabayla Avrupa Turu 2015” – 14 Ağustos Cuma Yolculuğumuzun 6. Günü

Gezmek ve yer değiştirmek akla yeni bir dinçlik getirir.- Seneca –

SEN ELİMDEN TUTUNCA

Sen elimden tutunca
Deniz basardı içimi
Sen elimden tutunca, yüreğim
Yeşil yosunlara takılıp günlerce
Dip akıntılarının peşisıra gitmek isterdi.

Günlerce, gözbebeklerini tutuşturan o gizli alevin kaynağını
Sorardım kendime. Geceler boyu yolumu arardım zor ve
aşılmaz tepelerde. Sonra ışıklar söner, sonra yıldızlar
Düşerdi içimdeki serin göllere. Sen elimden tutunca
Ben miydim, yoksa bir başkası
yürüyen seninle…
Dalgalara ve rüzgâra basmadan yürüyen.

Sen elimden tutunca
Bir mavilik çökerdi gözlerime
Sonra tüm denizler çekilir
Bir orman uğultularla sarsılır
Bir güvercin sürüsü havalanırdı
Kış bürümüş yüreğimden
Sen tutunca ellerimden
Avlunun beyaz taşlarına dökülürdü
Kızıl yaprakları bir çınarın
Ve ben günlerce
O yapraklara gömülüp ölmek isterdim.

Panjurları açık kalmış eski evler gibiydik
Rüzgârda çarpan, başıboş ve ürkek
Sen elimden tutunca
Kayaları delip çıkardı bir çiçek.

Sen elimden tutunca
Yolculuk basardı içimi
Külrengi bulutlara takılıp günlerce…

Tuğrul TANYOL

Not: Arabayla Kotor’a Yolculuğumuz ve Kotor’da İlk Gün Yazısına Aşağıdaki Linki Tıklayarak Ulaşabilirsiniz

Arabayla Arnavutluk Üzerinden Kotor

 Kotor’da İkinci Günümüz.

  Arabayla Balkan Ülkeleri ve Dalmaçya Kıyıları Seyahatimizde dünkü uzun yolculuğumuz ardından enfes bir Kotor yaz gecesi sonrası güzel bir dinlenme ve haliyle sabah elimizi biraz geçten almamız sonucu sabahın serinliğinde kaleye tırmanma işi yapılamadı. Hoş ben kısa bir süre önce menüsküs ameliyatından çıkmış dizimle zaten böyle bir tırmanışa kalkışmayacaktım ama ekipteki gençlere de kıyamadığımdan biraz daha uyumalarına göz yummuş, tırmanmayı bir sonraki sabah yaparlar diye düşünmüştüm. Keşke böyle düşünmeseymişim. Ertelenen işler ile fırsatlar kaçmış olabiliyor ama o anda nerden bilebilirdim ki.

Arabayla Avrupa Seyahatinde bugünkü planımız herkesin ballandıra ballandıra anlattığı Dalmaçya Kıyılarında Arabayla Kotor Körfezini ( Boka Kotorska) aheste aheste dolaşıp gezmek, Perast’ı görmek, fırsat bulursak Adriyatik’in o masmavi suları ile buluşup, kulaç atmak.

Kotor’daki evimizin kliması bungun sıcak ve nemli Kotor Gecesini rahat atlatmamızı sağlamış, uykumuzu almıştık. Yolculuğa çıkışımızdan bu yana ilk çamaşır makineli evimiz olduğundan sabah kalkınca yaptığımız ilk işlerden birisi de biriken çamaşırlarımızı makineye atıp yıkamak oldu. Yolculuk boyunca kiralanan evlerde her şeyin olması kurallarına takılmayın. Belli zaman aralıklarına göre ihtiyaçlarınızı belirleyip ona göre tedbirinizi alırsanız zorluk çekmezsiniz. Biz evimizin şirin atmosferinde kahvaltımızı ederken çamaşırlarımızın da yıkanması bitiyor, balkonumuzdaki iplerimize asıp, hazırlanarak yola koyuluyoruz.

Arabayla Kotor ve Kotor Körfezi Gezisi

Arabayla Karadağ Gezisinde güneşli, sıcak bir Kotor sabahı. Akşam yürüyerek indiğimiz yolu bu sefer arabayla geçiyor kalenin sahildeki surlarının yanından devam ediyoruz. Havadaki aşırı nem yüzünden körfez yer yer puslu. Kotor Kalesi Deniz Kapısı yine hareketli. Unutmadan söyleyeyim kapının yanında surların dış tarafında kurulan pazar sergilerinde  zeytin yağından tutunda taze meyve, sebze, et, peynir ve sabahları balığa varana dek tüm alışverişinizi yapabilirsiniz.

Kotor Limanı lüks yatlar ile dolu, koca transatlantikler limana demirlemiş. Kıyı boyunca turistlere kiralık apartmanların tabelaları ile karşılaşıyoruz. Yol sahildeki evlerin arkasından devam ediyor. Kotor Gezi Rehberimize göre kıyıdan giden dar bir yol da mevcut ama orası evlere veya sahile ulaşmak için tercih ediliyor. Hız limitlerine uygun sürüyoruz, sürekli 40 yazan trafik işaretleri var. Hoş 40 km uyarısı bitince de 50 km hıza izin veriyor. Bu yolda sürat yapmanız zaten olanaksız. Hem sürat yapıp ne yapacaksınız. Evler seyrekleşmeye başlayınca girintili, çıkıntılı koy boyunca yolun, körfez manzarasının keyfini daha güzel çıkartarak geziyoruz. Araba ile Kotor Körfezi Seyahatinin en güzel yanlarından biri de gözünüze kestirdiğiniz yerde aracınızı park edip kendinizi denize atabilirsiniz. Nitekim yol boyunca bu niyetle yol kenarında park etmiş araçları ve denize giren insanları görüyoruz. Kotor Denizi kıpırtısız, sakin sıcak bir günü şimdiden kabullenmiş, coğrafyasının zenginliği adeta su yüzüne vurmuş, huzurlu.

Verige Boğazı Molası

Arabayla Dalmaçya Kıyıları Turunda 28 km. uzunluğunda olan ancak girintili çıkıntılı 107,3 km. uzunluğunda bir sahil şeridi olan Kotor Körfezi Dinar Alpleri denilen dağ kütleleri ile çevrili. Batıda Orjen, Doğuda Lovćen dağlarının dik yamaçları ile çevrili körfezin derinliği ise 20m ile 60m arasında imiş. Dünyanın en güzel 25 koyu listesinde yer alan ve Avrupa’nın güney ucundaki fiyortları kabul edilen koyun Kotor’a 12 km uzaklıkta olan küçük güzel kasabası Perast’a geldiğimizde manzarayı seyretmek için duruyoruz. Perast’ın karşısında yer alan boğaz en dar yeri 340 m genişliğinde olan 2300 m uzunluğundaki Verige Boğazı. Bir zamanlar zincir çekilerek Osmanlı donanmasının koya girmesinin engellendiği kelime anlamı da zincir demek olan Verige Boğazı. Perast’ın açığında yer alan iki küçük ada süslüyor körfezi.

Saint George Adası (Ostrvo Sveti Đorđe)

Karadağ Gezi Notlarımıza göre kara servi ağaçlarının gölgelediği ada Saint George Adası. Adadaki taş yapı 12. Yydan kalma Benedikten Manastırı. Perast’ın ve Kotor Körfezinin eski asillerinin mezarlarına ev sahipliği yapıyormuş ada.

1813’te adaya yerleşen Fransız garnizonundan bir subay gönlünü Perast’lı bir kıza kaptırmış. Tepedeki St Cross Kalesine yaptıkları top ateşi sırasında toplardan biri kızın yaşadığı eve isabet etmiş ve kız ölmüş. Subayda acısından ölene kadar bu adada yas tutmuş ve öldüğünde ise sevgilisinin yanına gömülmüş. Bu yüzden olacak şimdi yanındaki ada ne kadar canlı, hayat dolu ise o ölümün getirdiği sessizlik ve yalnızlık içinde.

Kayaların Leydisi Adası (Our Lady of the Rock -Gospa od Skrpjela)

Kotor Gezi Rehberimizde yazdığına göre Saint George Adasının yanındaki ada Kayaların Leydisi Adası. Eski ve ele geçirilen gemilerin büyük kayalar ile yüklenerek batırılması sonucu insan eli ile ortaya çıkarılmış. Rivayete göre 22 Temmuz 1452’de körfezdeki kayalıklarda Meryemana ve çocuk İsa’nın ikonunu bulan biri sakat iki kardeş balıkçı ikonu eve götürmüş. Ertesi sabah uyandıklarında ikon kaybolmuş, balıkçının sakatlığı da geçmişmiş. Kardeşler tekrar denize açıldıklarında ikonun yine aynı yerde olduğunu görünce halk bu olayın bir mucize olarak kabul eder. İşte adanın meydana getirilmesi ve üzerine Meryemanaya şükran olarak kilisenin yapılması buna dayandırılmaktadır. Adanın korunması için denizciler buraya taş ve kayalar getirmeye devam ederler. O gün bu gün her 22 Temmuzda gün batımında yapılan ve adına “fašinada” denilen bir törenle bu olay anılır ve kayıklarına binerek insanlar adanın etrafına beraberlerinde getirdikleri taşları atarlarmış.

Karadağ Gezi Yazılarına göre adadaki kilise ise denizcilerin sefere çıkmadan önce dua edip gemilerinin kutsandığı, sağ salim döndüklerinde ise şükrettikleri kilise olmuş. Adada önce Ortodoks küçük bir şapel yapılmış, 1630’da Katolik şapele çevrilmiş, günümüzün kilisesi ise 1722’den kalma Katolik kilise olup kilisenin sunağı Carrara Mermerinden Cenevizli heykeltraş Antonio Capelano’nun eseri imiş ve sunağın üstünü Balkanlar’da o çağın en büyük usta ressamlarından biri olarak kabul edilen Lovro Dobric’in eseri olan kilisenin simgesi süslemekte imiş. Kotor’un ünlü ressamı Tripo Kokolja tarafından boyanan kilisenin duvarları gemicilerin seferlerde karşılaştıkları tehlikelerden kurtulmaları için adanan 2500 gümüş kabartma levha plaka ile süslü imiş.

Kotor Gezi Rehberimizde yazdığına göre kilisenin bir diğer ilginç parçası ise Jacinta Kunic-Mijovic adında bir kadının 30 yıl boyunca kocasının denizden dönüşünü beklerken kendi saçını kullanarak yaptığı nakış imiş. Dokumada kullandığı gümüş ve altın ipliklerin yanı sıra meleklerin saçını kendi saçını kullanarak işlemiş öyle ki öncelerde saçları kahverengi iken zamanla beyazlayan saçlarını görmek mümkünmüş. Hikayenin hüzünlü yanı ise kadının zamanla kör olması ve kocasını göremeden ölmesi. Kilisede bulunan gümüş insan uzuvlarını ise hastalar veya yaralılar şifa bulmak ümidi ile bağışlıyorlarmış.

Kayaların Leydisi Adasına Nasıl Gidilir

Arabayla Kotor Seyahatinde küçük ama eski eserler ile dolu Kayaların Leydisi  Adasına Kotor limanından kalkan tekne turları ile gelebileceğiniz gibi Perast’tan kalkan motorlar ile de ulaşabilirsiniz.

Kotor’dan Kayaların Leydisi Adasına Gidiş Ücreti: Tur süresine bağlı olarak 10€ -15€-20€

Perast’dan Kayaların Leydisi Adasına Gidiş- Dönüş Ücreti: 3€-5€

Kotor’dan Perast’a gidiş: Her saat, saat başını çeyrek geçe kalkan halk otobüsleri  (Blue Line buses) ile 1 €’ya ulaşmak mümkündür.

Arabayla Dalmaçya Ülkeleri Turunda biz Kotor Koyunun güzelliğini fotoğraflamak ile meşgul iken ileride de bir takım hareketlilikler var. Arabaya binip yakınlaşınca anlıyoruz ki dağın tepesinde bir yangın başlamış, bir itfaiye aracı gelmiş ama yamaç o kadar dik ki nasıl erişilecek. Yangının biran önce sönmesini dileyerek Perast’ı gezmeyi dönüşe bırakıp yolumuza devam ediyoruz. Bir yanımız kara dağlarda koyu yeşil bitki örtüsü bir yanımız masmavi suları ile Kotor Körfezi kıyısında 5-6 km sonra kıyıda yer alan Kotor Körfezinin en eski yerleşim yeri olan Risan Kasabasının içinden geçiyor bir o kadar daha gidip Lipci’ye geldiğimizde duruyoruz.

Artık buraya kadar arabadan seyrettiğimiz körfezin muhteşem denizine kendimizi bırakma zamanı. Kotor Körfezinin güneşin ışıltıları ile pırıl pırıl parlayan mavi suları o kadar güzel, dalgasız, ne soğuk ne sıcak tam da yüzmeye uygun. Nerden nereye. Birkaç gün önce neredeydik şimdi neredeyiz. Adriyatik’in belki de en güzel yerinde suya dalıp çıkarken yolculuğumuzun en keyifli anlarını yaşayıp, huzuru buluyoruz yeryüzü cennetinde.

Dalmaçya Gezi Rotasında yarın kestirmeden feribot ile geçeceğimiz Kotor Körfezinin güzelliklerini, kıyı kıyı aheste aheste, keyifle dolaşıp dönüş yolunda Risan’dan Perast’a gidişte çok hoşumuza giden manzarayı fotoğraflamak için duruyoruz.

Banyo Manastırı (monastery Banja)

Burası 12. Yy’da Stefan Nemanja tarafından kurulan adını Antik Risan’daki Roma Banyolarından aldığı düşünülen Banyo Manastırı. Karadağ Gezi Rehberine göre 17.yy da Risan’dan Petar Kordic kilise kalıntılarının üzerine sunak yerleştirmiş ve Sveti Djordje’ye adamış. (St. George) Stanasije Hilandarac tarafından 1720’de büyütülen kilisenin gümüş ve altın ipliklerle yapılmış sanatsal kilise nakışı örnekleri gibi çok değerli eşyalar olduğu gibi dini kitaplar ile dolu bir kütüphanesi de varmış.

Perast

Arabayla Kotor Körfezi Gezisinde dönüş yolunda dumanlı havanın artmasından yangını söndürmeyi başaramadıkları anlaşılıyor. Perast’ın girişinde bulduğumuz yere arabamızı park edip kasabaya doğru yürüyoruz. Unesco Dünya Mirası Listesinde yer alan bu küçük ama şirin kasabayı yürüyerek bir uçtan bir uca çarçabuk dolaşmak mümkün ama kiliseleri, çoğu 17. Ve 18. Yy’larda yapılan 19 Barok sarayı, taş binaları, merdivenli sokakları ve sahilinin güzelliği ile aklınızı başınızdan alacak ve ayrılmak istemeyeceğiniz bir yer olacağına eminim.

Ancak bizim bugün için şansımız yok yangın Perast’a yaklaşmış ve biz dar sahil yolunun kapanabileceğini varsayarak elimizi çabuk tutmak zorunda kalıyor ve ancak ana meydanına kadar gidebiliyoruz. Perast Gezi Rehberine göre günümüzün 350’yi bulmayan kişi sayısı ile bu küçük kasaba 18. Yy’da Venedik Cumhuriyeti Döneminde 4 adet tersanesi 100 gemilik filosu 1643 kişilik nüfusu ile altın çağını yaşamış. Kotor surların içinde saklanmış olmasına karşın Perast denizle bütünleşmiş, kuleleri ile karşı koymuş düşman saldırılarına ve Kotor Körfezinin savunmasında stratejik mevkii bakımından önemli rol oynamış.

Perast Sveti Nikola Kilisesi (St. Nicholas Church)

Perast Meydanına geldiğimizde artık yangının ateşleri kıyıdan kolayca görülebilir hale gelmişti. Denizcileri ve bahriye mektebi ile meşhur Perast’ın meydanında bulunan Sveti Nikola Kilisesinin önünde üç önemli denizcisinin büstleri yer alıyor. Söylenildiğine göre koya giren gemiler düdük çalarak bu denizcileri ve Perast’ı selamlarmış. 17. Yy’dan kalan kiliseye giriş serbest. Barok Dönemde yapılmasına karşın Romanesk ve Rönesans unsurlara da sahip görkemli çan kulesi kiliseye sonradan ilave edilmiş. Kilisenin değerli tablolar ve dini cübbeler den oluşan hazinesi varmış. Kilisenin çan kulesi tırmanacaklar için nefis Perast ve körfez manzarası sunmaktadır.

Perast Sveti Nikola Kilisesi Kulesi Giriş Ücreti: 1 €

Biz Perast gezimizi mecburen bitirip Kotor’a yollanıyoruz ama yangının dumanlarını rüzgar bu tarafa savurmuş olduğundan Kotor ertesi sabah kalktığımızda bile yoğun duman ve yanmış ot kokusu içindeydi. İşte bizim ekibinde Kotor Kalesine tırmanma hayalleri bu nedenle suya düştü.

Eve gelip tekrar kenti bu defa gün batmadan görmek için alelacele tekrar çıkınca bu defa mahallemizdeki kilisenin (Church of Our Lady of Snow- Crkva Gospe od Snijega) yanından geçerek iniyoruz şehre giden yola.

Kotor Silah Meydanı ( Square of Arms- trg od oružja)

Kotor Kalesi Gezisinde Ana Kapıdan girince gelinen meydan Eski Kentin en büyük meydanı, Venedikliler zamanında mühimmat yapılıp depolanan yer bu yüzden Silah Meydanı olarak adlandırılmış.

Kotor Saat Kulesi (Town clock tower- Gradski sat)

Silah Meydanında karşınıza Kotor’un simgelerinden üç katlı yarı Gotik, yarı Barok Saat Kulesi (bknz. harita No:39) çıkar. 1602’de inşa edilen kulenin önünde de suçluların bağlanıp teşhir edildiği bir utanç sütunu bulunuyor.

Haritayı daha büyük görüntülemek için tıklayın

kotormap

Silah Meydanının Diğer Önemli Yapıları

Kotor Prens Sarayı (Prince’s Palace-Kneževa “Providurova” palata) ( No:40) ve Kotor Napolyon Tiyatrosu da (Former Napoleon’s theatre-Napoleonovo pozorište) (No:41) Silah Meydanına bakıyor. Meydandaki diğer binalar Prens Sarayının bitişiğinde yer alan kule, askeri amaçlı yapılmış Kent Muhafızları Kulesi (Venetian Arsenal-Arsenal) (No:42) 1979 Depreminde birinci kata kadar yıkılan kule tamamen yıkılarak orijinal boyutlarında ve taştan tekrar yapılmış.

Kotor Eski Şehir Gezi Rotasındaki 19. Yy yapımı Bjeladinovic Aile Evi (Bjeladinović family Hause- Kuća Bjeladinović)(No:65) günümüzde modern kullanımlar için dönüştürülmüş. Silahlar Meydanının kuzey-doğusunda Napolyon Tiyatrosuna karşı olan bina Cephanelik Binasıymış (Arsenal). Ana Kapının kuzey-batı köşesinde ise Kampana Kalesinin zamanında çok güçlü Tabyası (Citadella-Citadel) (No:6) bulunmaktadır. Tabyanın önünde ise bir zamanlar kentin büyük tersanesi varmış.

Kotor Eski Şehrin sokaklarını kaybolurcasına gezerken önünüzü saraylar, kiliseler kesecektir. Kısa kısa bahsedelim dilerseniz.

Un Meydanı

Silah Meydanının güneyindeki dar sokak Kotor Un Meydanına (Square of flour- pjaca od brašna) çıkar. Bu yolun solunda yer alan bina Kotor Bizanti Sarayıdır (Bizanti Palace-Palata Bizanti) (No:63) Kotor Gezi Notlarımızda yazdığına göre 14. Yy’da inşa edilen 1667 depreminden sonra orijinal görünümü değiştirilen saray. Karşısında ise 18 yy ortalarında inşa edilen kentin deniz ticareti ile ün kazanmış soylu ailelerinden Beskuca ailesine ait Kotor Beskuća Sarayı (Beskuća Palace- Palata Beskuća) (No:64) bulunmaktadır. Basit bir biçimi olmasına karşın süslü kapı girişi Gotik Mimarinin başyapıtı sayılmaktadır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde adliye olarak kullanılan saray günümüzde şehir makamlarına aittir.

Kotor Eski Şehir Gezi Rehberinde Un Meydanında güzelliği ile dikkat çeken 1667 Depreminden sonra Rönesans ve Barok Mimarinin özellikleriyle inşa edilen Kotor’un ünlü Pima Ailesine ait Kotor Pima Sarayı (Pima Palace-Palata Pima) (No:61) bulunmakta. Binanın ana girişinin üzerinde iki melek ile desteklenen aile arması yer almaktadır.

Pima Sarayının karşısında yer alan bina 13.-14.yy’da zamanın en zengin ailelerinden olan Buca Ailesine ait Kotor Buca Sarayı (BućaPalace-Palata Buća) . (No:62) 1.kat Roma- Gotik, 2. Kat Gotik, 3. Katta ise Rönesans ve Barok unsurlar taşımaktadır. Cephesindeki zambak çiçeği Buća Ailesini temsil ediyormuş.

St. Tryphon Meydanı (St. Tryphon’s Square.-Trg Sv. Tripuna)

Bu küçük meydandan dar sokakla ileriye devam edildiğinde Kotor Şehri Gezi Noktalarından Kotor St. Tryphon Meydanına  gelinir.

St. Tripun/ St Tryphon Katedrali (St. Tryphon’s Cathedral / /Katedrale Sv. Tripuna)

33 ve 35 m. yükseklikteki kuleleri ile Kotor’un en tanınmış simgelerinden biri olan Kotor St Tryphon Katedrali (No:28) 1166 yılında daha önce buraya 800’lü yıllarda inşa edilen kilisenin yerine yapılmıştır. Her ikisi de denizcilerin, körfezin ve Kotor’un koruyucu azizi Aziz Tryphon’a ithaf edilmiş. 1667 ve 1979 depreminden zarar gören kilise UNESCO’nun korumasına alınmış ve restorasyonu yapılmış. Venedik’te yapılan gümüş ve altın kaplamalı taş sunağını, duvarlarının bazı yerlerinde 15. Yy fresklerini, ince, zarif pembe Corinth sütunlarını, merdiven ile çıkılan üst katındaki dini objeleri görmek için Kotor St. Tryphon Katedralini 8.00-19.00 arası gezebilirsiniz

Kotor St. Tryphon Katedrali Giriş Ücreti: 2,50 €

Leave a Reply